İş hayatından çıkarılan dersler / Öneriler

Merhabalar,

Hepimizin iş hayatında zamanla edindiği tecrübeler, karşılaştığı zorluklar ve öğrendiği önemli dersler vardır. Ben de bu başlığı açarak, sizlerin bu süreçte yaşadıklarınızı ve öğrendiklerinizi merak ettim. Özellikle uzun zamandır iş hayatında olanları merak ediyorum. Belki aramızda yöneticiler vardır 🙂 Ben 2 senedir finans sektöründe it'ci olarak çalışıyorum, ilk işim.

Öğrendiğim tek şey, iyi bir çalışma arkadaşı her şeydir.
 
1 hafta önce ilk işime başladım, fizikçiyim ve araştırmacı olarak çalışmaya başladım. Uyku düzenim oturdu. Her gün gitar çalma hevesiyle eve dönerken eve döndüğümde gitarı elime alamıyorum. İş hayatı için değil de iş hayatıyla müzik hayatını beraber götürme yönünde tavsiyeler de benim için iyi olur.
 
Gerkirse gider simit satarım ama kimseden emir almam.
hele para ile adam olmuş tiplerden emir almak şöyle dursun selam almam
vermem.

Kemâl Sunal, Şener Şen filmlerinde işlenen komik köylü kölelik sistemi şehirde devam ediyor üni mezunu modern köleler ile.
Para ve menfaat uğruna birilerine yaranmak için yapılan yalakalık midemi bulandırıyor.

Şimdi bu düşüncelerim birine
(yarası olan gocunur) dokununca hemen salça olup çamur atmaya kalkabilir.
Bide bu çamur atanlar ile birlik olmaya dünden hevesli yancı asalaklar var bir ortama girip o ortama ait olma çabası içinde boş boş dolanıp duran ezik sürüsü.
Tabi bu ezikliklerini her zaman inkâr edip yağ gibi şu üstüne çıkmaya çalışıp psikologluğa soyunup karşısındakine psikolog tavsiyesinde bulunacak kadar da yüzsüzdürler.
 
Çoğu şirket yarın ölsen, 1 haftada yerine eleman bulur, hayat devam eder… çok da şeetmemek lazım.
Nihayetinde maaş için çalışıyoruz. Aldığın paranın hakkını ver, namuslu, dürüst, ahlaklı ol, eskilerin deyişiyle helal para kazan gerisi boş.
Elbet sosyal hayvanlarız ama işyeri arkadaşlık yeri değil, okul kantinine çevirtmezler orayı. Uyumlu çalıştığın, düzgün insanlar çoğunluktaysa şükret. Ha birkaç arkadaş da edineceksin illa tabi.
 
Çoğu şirket yarın ölsen, 1 haftada yerine eleman bulur, hayat devam eder… çok da şeetmemek lazım.
Nihayetinde maaş için çalışıyoruz. Aldığın paranın hakkını ver, namuslu, dürüst, ahlaklı ol, eskilerin deyişiyle helal para kazan gerisi boş.
Elbet sosyal hayvanlarız ama işyeri arkadaşlık yeri değil, okul kantinine çevirtmezler orayı. Uyumlu çalıştığın, düzgün insanlar çoğunluktaysa şükret. Ha birkaç arkadaş da edineceksin illa tabi.
Merhaba Solitude abi, tamamen hissel olarak yazıyorum, bu konuda daha çok şey yazacağını düşünmüştüm, yani forumda genel olarak yorumlarınız mesajlarınızla, ben de öyle bir izlenim bıraktı, çok deneyimler dolu olduğunuzu hissediyorum 😊
 
Kadir kardeşim; İş hayatında en önemli varlığın imza'ndır.
Biri birşey istiyorsa email atsın. "CEO'muz 3kişiyi vur diye emir verdi ondan yaptım" diye bir savunma yoktur. Kendi çalışmanızın kanuna uygunluğundan siz sorumlusunuz.
Kadir yaaa 3 kişinin imzalanması gerekiyor bu formu, bir imza eksik şunu bi tamamlarmısın yaaaaaa ?
 
1 hafta önce ilk işime başladım, fizikçiyim ve araştırmacı olarak çalışmaya başladım. Uyku düzenim oturdu. Her gün gitar çalma hevesiyle eve dönerken eve döndüğümde gitarı elime alamıyorum. İş hayatı için değil de iş hayatıyla müzik hayatını beraber götürme yönünde tavsiyeler de benim için iyi olur.
Çok yaygın bir sorun. Muhtemelen bir tür biyokimyasal altyapısı da var bu işin.

Olası teorim şu: Zihin, sizin gitar çalmaya ihtiyacınız olmadığını biliyor ve işi önceliyor. Gitarı havuç gibi önünüzde sallıyor, ama bu basbayağı bir aldatmaca. Eve geliyorsunuz istek sıfır. Ertesi gün aynı rutin baştan...

Çok tipik bir devam senaryosu, işten kazandığınızı gitara yatırıp tüketime yönelmek, ama yine de gitara yeterince vakit ayıramamak olacaktır.
Bu sırada zihin sizi "filanca ekipmanı alırsan belki çalma isteğin artar" şeklinde kandırmayı da sürdürür🙂 Bkz GAS.
Mekanizma: Dopamin denilen namussuzun bizi anlık ve derhal tatmin olma (instant gratification) denilen şeye sevk etmesi.

Bir şekilde 10-15 dk için bile olsa eve geldiğinizde sadece keyif için çalmayı deneyin. Başka bir şeye kasmayın, kendinize hedef koymayın vs.
O döngüyü kırın.
Mümkünse bir gruba dahil olun; tek başınıza çok zor olur çünkü. Prova vs gibi şeyler de sizin belli bir rutine girmenize yardımcı olur.

Uzun vadede hedef şu olmalı: GAS vs gibi anlık doyuma yönelik saçmalıklardan kurtulup o hissi ertelemeye alışmak ve emek vererek uzun vadede çok daha anlamlı hedeflere (şarkı yazmak, daha iyi emprovize yapmak, grupla birlikte müzik yapıp bunu başkaları ile paylaşmak) yönelmek.

Ders almak da yardımcı olabilir belki, ama o tek başına çözüm olmaz bence.
 
Çok yaygın bir sorun. Muhtemelen bir tür biyokimyasal altyapısı da var bu işin.

Olası teorim şu: Zihin, sizin gitar çalmaya ihtiyacınız olmadığını biliyor ve işi önceliyor. Gitarı havuç gibi önünüzde sallıyor, ama bu basbayağı bir aldatmaca. Eve geliyorsunuz istek sıfır. Ertesi gün aynı rutin baştan...

Çok tipik bir devam senaryosu, işten kazandığınızı gitara yatırıp tüketime yönelmek, ama yine de gitara yeterince vakit ayıramamak olacaktır.
Bu sırada zihin sizi "filanca ekipmanı alırsan belki çalma isteğin artar" şeklinde kandırmayı da sürdürür🙂 Bkz GAS.
Mekanizma: Dopamin denilen namussuzun bizi anlık ve derhal tatmin olma (instant gratification) denilen şeye sevk etmesi.

Bir şekilde 10-15 dk için bile olsa eve geldiğinizde sadece keyif için çalmayı deneyin. Başka bir şeye kasmayın, kendinize hedef koymayın vs.
O döngüyü kırın.
Mümkünse bir gruba dahil olun; tek başınıza çok zor olur çünkü. Prova vs gibi şeyler de sizin belli bir rutine girmenize yardımcı olur.

Uzun vadede hedef şu olmalı: GAS vs gibi anlık doyuma yönelik saçmalıklardan kurtulup o hissi ertelemeye alışmak ve emek vererek uzun vadede çok daha anlamlı hedeflere (şarkı yazmak, daha iyi emprovize yapmak, grupla birlikte müzik yapıp bunu başkaları ile paylaşmak) yönelmek.

Ders almak da yardımcı olabilir belki, ama o tek başına çözüm olmaz bence.
Bu forumu ve sizi bir ayrı seviyorum hocam, yani yorumlardan gördüğüm kadarıyla. Ben instant gratification yaşayıp duruyormuşum da adını bilmiyormuşum.
 
Çok yaygın bir sorun. Muhtemelen bir tür biyokimyasal altyapısı da var bu işin.

Olası teorim şu: Zihin, sizin gitar çalmaya ihtiyacınız olmadığını biliyor ve işi önceliyor. Gitarı havuç gibi önünüzde sallıyor, ama bu basbayağı bir aldatmaca. Eve geliyorsunuz istek sıfır. Ertesi gün aynı rutin baştan...

Çok tipik bir devam senaryosu, işten kazandığınızı gitara yatırıp tüketime yönelmek, ama yine de gitara yeterince vakit ayıramamak olacaktır.
Bu sırada zihin sizi "filanca ekipmanı alırsan belki çalma isteğin artar" şeklinde kandırmayı da sürdürür🙂 Bkz GAS.
Mekanizma: Dopamin denilen namussuzun bizi anlık ve derhal tatmin olma (instant gratification) denilen şeye sevk etmesi.

Bir şekilde 10-15 dk için bile olsa eve geldiğinizde sadece keyif için çalmayı deneyin. Başka bir şeye kasmayın, kendinize hedef koymayın vs.
O döngüyü kırın.
Mümkünse bir gruba dahil olun; tek başınıza çok zor olur çünkü. Prova vs gibi şeyler de sizin belli bir rutine girmenize yardımcı olur.

Uzun vadede hedef şu olmalı: GAS vs gibi anlık doyuma yönelik saçmalıklardan kurtulup o hissi ertelemeye alışmak ve emek vererek uzun vadede çok daha anlamlı hedeflere (şarkı yazmak, daha iyi emprovize yapmak, grupla birlikte müzik yapıp bunu başkaları ile paylaşmak) yönelmek.

Ders almak da yardımcı olabilir belki, ama o tek başına çözüm olmaz bence.
Bana teşhis koydunuz tam isabet 😁
 
Müstakbel eşim ve çocukluktan beri çok yakın arkadaşımla aynı yerde çalıştığım için olsa gerek is hayat özel dengesi oldukca önemli 🙂

Eve geldiğinde gitar çalma olayı için tek tavsiyem minimum zahmetle gitar calabileceginiz ekipmanlara yonelmeniz olur. O bile pek etki edemiyor bazi günlerde ama olayı mümkün mertebe basit tutmak bi nebze etki ediyor.
 
"Don't drop the soap" diye bir tabir vardır; bunu en efendi biçimde "sabunu düşürmeyin, düşürdüyseniz de almak için arkanız diğerlerine dönükken sakın yere eğilmeyin" şeklinde özetleyebilirim. Şirket, kurum, kuruluş fark etmeksizin özel sektör ortamına ve burada yaşanan iğrençliklere tam oturan bir önermedir benim için. Devlet kurumlarında ve akademik camiada da çok farklı bir ortam olmadığını söyleyebilirim.

Bir de sevgili @kadir6185 ; 10 yıldır meslekteyim ve yaşamadığım pek az abnormal ve acil durum kaldı geriye sanıyorum, öyle bir sarsıntıyla türbülansla falan davadan dönen olmadı henüz aramızda, çok tırt o söylem. : ]

Şaka bir yana, işinde başarılar dilerim.
 

Geri
Üst