Ne kadar pound, o kadar sound! Yalanmış

  • Konuyu açan Konuyu açan Cabay
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Başlık bence doğru neden mi, bu zamana kadar ders verdiğim yüzlerce öğrenciden yola çıkarak net gözlemim şu oldu , başlangıçta gitara fazla para vermeyip ucuz portakal kasası klasik gitarla başlayanların ilerlemeleri çok ağır ve zor oluyor , gitarın zaten sesi , konforu, akort kararlılığı da berbat olunca öğrenci de zaten çalışmıyor fazla , adam zaten olursa olur olmazsa olmaz kafasıyla en ucuz gitarı almış , sonuç La minör Mi minörden öteye gidemiyor, gitara ciddi emek verecek insan bir şekilde para bulup elektro setupunu kuruyor , dediğim gibi iyi para verip doğrudan elektro ile setup kurup başlayanlar ise ilk öğrencinin tam tersine acayip hızlı ilerliyor çünkü zaten baştan ciddiyetini gösterip parayı basıp güzel setup kurmuş kendine adamı daha görür görmez bundan olur işte diye notunu veriyorum ki bu zamana kadar hiç şaşmadı , bir işe harcanan para, zaman ve emek o işe verilen değeri gösteriyor bana göre , pound sound olayı o yüzden doğru bana göre , ton parmaklardadır evet ama portakal kasalarında parmakları heba etmenin anlamı da yoktur.
 

Tamam işte, mevzunun analog ya da dijital ile ilgisi yok. İyi çalamıyorsan iyi ekipman da alma boşu boşuna değil mi konunun ana fikri? Lambalı amfi parasına hatta iyi bir lambalı amfi parasına prosesörler satılıyor artık. İyi çalmıyorsak onu da hak etmiyor muyuz yani, konu bu.

Onu diyorum ben de. Birinin çıkıp ta "-o kadar para vermene gerek yok " demesi değil konu.
 
Onu diyorum ben de. Birinin çıkıp ta "-o kadar para vermene gerek yok " demesi değil konu.
Konunun ana fikri, iyi çalmak istiyorsan iyi bir program dahilinde displin ve mümkünse ders alarak çalışmak 🙂 Her öğrendiğin yeni akor sonrası setup çoğaltıp, sonra saksı gibi dekora çevirmemek 🙂

"ona para vermene gerek yok" dan ziyade, "ne çalıyorsun ki bunlara bu kadar para veriyorsun" cümlesi benim gibilere daha tanıdık gelir 🙂 Amma velakin zevkler ve renklerin tartışılamaz değerler olması gibi, hobi amaçlı da olsa beni mutlu edecek şeye harcayacağım tutarın kimseyi ilgilendirmediğini düşünüp bunu söylerim genelde.
 
Yav konu çok dağılmış benim de canım çekti biraz goygoy yapayım.

27 sene oldu, elimde ne varsa onla yetinmeliyim kafasındaydım. Tabii ilk başlarda vic diye bir elektro gitar aldıydım, ondan bir ses çıkamayacağını fark ettiğimde hemen jackson'a geçtim ve 25-26 senedir de kullanıyorum. İlk zamanlar amfi vardı, coşkuluydu hoştu ama kayıt falan feciydi. 25 sene öncesinin gitar yazılımlarını zaten söylemiyorum bile, her zaman bir distortion pedal falan da vardı. Pedalı çok yakın zamana kadar bırakmadım.

Her neyse çok uzatmayayım. Gel zaman git zaman ses kartı, mikrofon, referans monitörü gibi aslında temel sayılacak ekipmanları edindim. 8" referans monitöründen gelen ses, ulan bunca zaman neden almamışım ki diye kendi kendime kızmamama sebep oldu. Yani hep bir sineğin yağını çıkartma modu da saçma ama ekipman fetişliğinin de sonu yok. Aradaki denge gerçekten zor.

Tabii geç olsun güç olmasın, her şeyin (yıldızların hizalanması!) vakti belki de şimdiydi, böyle düşünüp rahatlamak gerekiyor. Elde sıkıntıya düşmeden, israf da etmeden harcayabileceğinizi harcayıp daha iyi ses almakta hiçbir sorun yok.

Peki daha iyi ses aldıktan sonra bunu geliştirebiliyor musunuz? Konunun mevzusu bu aslında. Gelişim ya da yetenek nerde başlıyor nerde bitiyor? Bunu ilk aşamalardan beri sorup üzerine çabalayınca ben sadece sesler/aralıklar ve kombinasyonlar diyorum. Bunları geliştirecek etki yaratan ekipmanlara sahipseniz onların hakkını veriyorsunuz demektir ama yok efendim şu rock starın şu tonuna yaklaştım, tuşem de aynı onun gibi oldu, budur olay diyorsanız. Beni de orada yeteneksizler listesine yazabilirsiniz.

Nerden baktığınıza göre değişiyor yani, müziği ve araçlarını metalaştırıp bunların teknolojik gelişmeleri ile kendinizi profesyonel tınılarla kıyaslayacaksanız zaten bence müzikle uğraşmaya bile gerek yok ama tabii o sizin bileceğiniz iş yargılamıyorum.

Sadece o tarafta tatmin olmanızın mümkün olmadığı bir kandırmacalı sistem var. Yani ekipmanlar harika, yetenek üst düzey olsa dahi aynı kafayla yine de eksik bir şeyler kalacaktır. Eksikliği önce ekipmanlarda sonra yeteneklerde arayıp sorunu çözmeye çalışıyoruz gibi ama bence ikisi de hatalı...

Tabii günün sonunda metronomu bozuk, tonu ve tuşesi kayık seslerle sabahtan akşama kendi kendinizi tatmin edin demiyorum. Böyle bir risk de var ama temel gereklilikleri sağladıktan sonra (tabii yukarda da dediğim gibi mesela 10 sene önce 8" monitör temel gereklilik midir abi desem, cevabım hayır olurdu ama artık değil) geri kalan tamamen huzuru nerde bulabildiğinizle alakalı. müzik yolculuğumuz aynı hayat gibi yani... Muhtemelen benzer hikayeleri yaşıyorsunuzdur.

Bu arada şunu da ekleyeyim. Gitarı da yenileyeceğim bence vakti geldi artık ama muhtemelen ölene kadar da kullanırım artık. 70-80'den sonra çalamam sanırım, o vakte kadar diyelim.
 
Her neyse çok uzatmayayım. Gel zaman git zaman ses kartı, mikrofon, referans monitörü gibi aslında temel sayılacak ekipmanları edindim. 8" referans monitöründen gelen ses, ulan bunca zaman neden almamışım ki diye kendi kendime kızmamama sebep oldu. Yani hep bir sineğin yağını çıkartma modu da saçma ama ekipman fetişliğinin de sonu yok. Aradaki denge gerçekten zor.

8" monitöre ben de çok geçtim ve aynı fikirdeyim. Kaydettiğim kick seslerinin gerçek ile alakası olmadığını 5" monitörde duyamadığımda anlamıştım. Üstündeki bit kadar hoparlörle cep telefonundan müzik dinleyip "- Ağğbi basslar duyulmuyor" diyenler yok mu... hah işte orada "- Ne kadar pound, o kadar sound" işte.
 

Geri
Üst