Cinler çükünü görmesin diye donla yıkanan, 2002'den önce yolculukların at arabasıyla olduğunu zanneden, ilk elektriğin ak partisinden sonra bağlandığına inanan bir kitleden bahsediyoruz.
Ben Türk ya da sevdikleri şekilde konuşalım Türkiye basınının da, aydınınında kendine bile faydası olduğuna, bir şeye derman olduğuna inanmıyorum. 2002'de hepsi şakır şakır konuşuyordu, yok vesayet bitti, yok ezilenlerin sesi, yok ılımlı islam bilmemne.. Karşı çıkan herkesle de laikçi teyze, kemalist(!) gibi kendilerince aşağılayıcı bir şekilde alay ediyorlardı.
O yüzden ne Ahmet Hakan'ın yediği yumruğa, ne Altan ailesinin geldiği duruma, ne Ertuğrul Özkök'ün modernist(!) isyanlarına üzülüyorum. Hepsi birden beter olsun. Beş kuruş para almadan aydın geçiniyoruz ayaklarına tüm güçleriyle bu adamlara destek verdiler. Paspas oldular, önlerine yattılar, her eleştirimize karşı tüm güçleriyle savundular. Bizleri de geri kafalı, geçen yüzyılda kalmış ilan ettiler.
Şimdi o sürüler, milletvekilleri önderliğinde gazete binası basmaya gidiyorlar. Bu modeller orada fırsatını bulsaydı o gazeteyi yakardı ve hiç suçlu hissetmezdi kendini. İşte bu zihniyeti savundular, ezilmiş itilmişler o yüzden güya acıdılar, hoş görmeye kalktılar. Şimdi sıra onlara geçti ve intikam çağı başladı. Şmdi hepsi ağlaşıyor, yok biz kullanışlı aptallardık, yok kandırıldık bilmemne... Ben şu halimle neyle karşı karşıya olduğumuzu anlayabildiysem, bu kadar aydın, yazar çizerinde benden çok daha kolay anlaması gerekiyordu. Tabii Salih Memecan çektiği yağların ödülünü, metrobüslere, otobüslere işlerini satarak alıyor. Anlamazdan gelmiş olma ihtimalleri de çok yüksek.
Diğer tutulduğum kesim kadınlar! Atatürk 1932 yılında seçme seçilme dahil insanlığın, vatandaşlığın gerektirdiği bütün hakları kendilerine vermiş. İngiliz kadınlarının hak arama mücadelesini araştırırsanız bunun kıymetinin ne kadar büyük olduğunu anlarsınız. Bu o kadar büyük bir devrim ki kurtuluş savaşı yapmadan vatan kurtarmak kadar önemli ve kolaylaştırıcı bir gelişme. 1970lerde ingiliz kadını hakkını istediğinde polis atla çiğnemeye kalkıyordu! Bu hakların hiçbirini istemeyen bu kadar çok kadın olduğunu gördükçe tutuluyorum. Tek başına şahitliğinin bile kabul görmediği bir hukuktan, anlaşamadığı için boşanabilme hakkını kazanmış bir konuma gelmişken bunları nasıl reddettiğini anlamıyorum.
Aslında anlıyorum. Türkiye'de kadınlar kaçak güreşmeyi sever. Asla ortaya çıkmaktan hoşlanmazlar. Kendi ellerini kirletmek, milletle kötü olmak yerine kocalarını, çocuklarını doldurup istedikleri sonuca ulaşmaya çalışırlar. Böylece dünya yansa suç üstlerine kalmaz hep başkaları kötü olmuş olur. Şimdi hakkı hukuku eşit olsa nasıl olacak? Sorumluluk alması, yaptığı şeylerin bedelini ödemesi gerekse nasıl olacak? O yüzden her işi çevirip sonra da "beyim bilir ben bilmem" diyip kaçacak. Başka yolu yok.
Herkes kurnaz olmuş memlekette. Benim hiç inancım kalmadı artık. Hep %50 %50 bir millet. Kurtuluş savaşında savaşıp ölenle, savaşta ve sonrasında istiklal mahkemelerinin astığı kişi sayısı neredeyse denk. Haini ve evladı hep kafa kafaya. Şimdi sıra onlarda bakalım neler olacak ama sorun Türk ve Kürdün arasında değil asıl sorun bu iki zihniyetin arasında.
Osmanlıcılık hikayelerine de gelirsek bir sayfa aile ağacı çıkaramayacak vatandaş kendini osmanlı torunu, padişahı da ecdad olarak tanımlıyor. Osmanlı için anadolu hinterland, yani elinde tuttuğu ama çokta mühim olmayan bir topraktı. İnanmayan ankara'nın tarihine baksın, karamanoğlu beyliğinin nasıl kafasına göre yüzlerce yıl osmanlının orta yerinde takıldığına baksın. Yani o beyliğin orada olması bile umrunda değildi adamların. Atamışlar valiyi, vergi geliyor, hizmet gitmiyor ara sıra da sefere giderken Alevi, Türkmen kim varsa katledip dönüyorlarmış. Osmanlı imparatorluğu balkanlardır. Ne zaman ki balkanlar ve mora yarımadası kaybedildi o zaman o iş bitti. Zaten adamların nereyi imar ettiği, nerelerin daha bayındır olduğu, nerelerde eserlerin bulunduğu ortada. Uzun lafın kısası aslında Osmanlı'nın doğuda ilgi alanı şu anki Bostancı Lunaparkı itibariyle bitiyordu. İran sınırına kadar gitmeye gerek yok. Haksızlar mı? Bence de çok haklılar.
Şimdi bu unutulmuş coğrafyada yaşayan kişi osmanlı torunuyum diyor ve atasının?? mezar taşını okuyamıyor diye ağlıyorsa en güzel şekilde muameleyi hakediyor demektir. Latin harfini sökemeyen adamlar aksanlarıyla, noktalamasıyla kaç tane hali olan arap alfabesini sökerim diyor. Sökeyim hepsini.
Hazır hızımı almışken bir iki konuya daha girmek istiyorum.
İlk önce Türkiye'nin dışında yaşayıp demokrasinin bütün nimetlerinden yararlanan fakat AKP'ye oy veren vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Gerçekten büyük resmi gördünüz ve bu oyunu bozdunuz. Harika bir öngörünüz var. Az daha İsrail, İngiltere ve Amariga üstümüzde çok büyük oyunlar oynayıp düğmeye basacaklardı. Son anda yurdun dışından yetiştiniz. Varolun.
İkinci konu,
"Halkı eğitmeli, ona doğru yolu göstermeliyiz" söylemine hiçbir şekilde katılmıyorum. İsteyen gitsin sekiz yaşında bir çocuğun davranışını değiştirmeye çalışsın. Mesela eğitim vererek tırnaklarını yeme huyundan vaz geçirsin. Denemesi bedava.
!!!!!!! Akıl sokulacak bişey değildir !!!!!!
Şimdi karşımdakini eğitirim demek otomatik olarak sizi karşınızdakinden daha üst bir pozisyona konumlandırır. Haliyle de üstten üstten bir konuşma durumu olur. Sorun sizin daha fazla biliyor olmanız değil. Karşınızda eğitmeye karar verdiğiniz vatandaşta çok iyi bildiğini düşüyor. Adamın okuma yazması kısıtlı, üçyüz kelime ile konuşuyor. İsrail nerde desen haritada gösteremez ama çok rahat bir şekilde analiz yapıyor. Kimse kusura bakmasın bu kişi eğitilemez! Bu adamlarla baş etmenin yolu boyun eğdirmek. Üstün olduğunuza inanıyorsanız bunu sonuna kadar hissettirmek. Çünkü kömüş dövüldüğü yere gider. Övüldüğü yere gitmez.
Demagoji mi yapıyor? Sizde yapın. Sesi mi yükseliyor sizde yükseltin. Konuştuğunuz konuda rakam ve tarihleri bilin. Kim olduğunuzu hatırlatın. Eşitiz biz ayaklarına girmeyin. Eşit falan değil kimse. Üç dil bilen iki üniversite mezunu akademisyen ile ilkokul mezunu adam bilgi ve hayat görüşü olarak eşit değil. Siz eşitim derseniz o vatandaşta sizi orada ezer çünkü vasatta buluşmuş olursunuz.
Hatırlatmalarda bulunun. Soru sorun. ayda kaç para kazandığını, kaç saat çalıştığını sorun. Canlarını acıtacak her konuya girin. Kendinizden bahsedin. Ne kadar iyi olduğunuzu vurgulayın. Sıkıntı yaratın. Hafiften sıkmakta serbest. Yeterki inandırıcı olsun ve aşırıya kaçmayın. Buradan sonra konuşarak sohbetle uzlaşmamız mümkün değil. Onlar nasıl konuşuyorsa anladıkları dilden konuşmak lazım.
Tabii durduk yerde normal normal davranan adama yapmayın bunları. Çok makul insanlar elbette var ve onlarla zaten insani bir sohbet gayet mümkün oluyor. Benim sözüm karşınıza çıkıp Allah ne verdiyse bu günkü iktidarı savunmaya kalkan tiplere karşı. İşte onlara hiç acımayın. Eğitmeye kalkmayın, yaptıkları demagojiye aynı şiddette cevap verin.
Hala %50 ye karşı %50 yiz.