Başarılı Müzisyen olmak konusunda

Gitara başlarken yaş konusuna biraz bakıyordum.Çoğu iyi müzisyen sanatçı aileden geliyor.Haliyle de çok küçük yaştan müziğe karşi bi eğitim ve kültür hazinesine sahip oluyorlar.Sonradan insanın kendi imkanlarıyla müzisyen olma çabası sanki bi yere kadar gibi geldi bana.

Adamlar grubundan Tolga akdoğan mesela babasi askerliği bırakıp müzisyenlik yapıyormuş.Evrencan Gündüz ,Madrigal solisti gibi..

Aklıma gelen örnekleri görünce sanki hayalini kurduğunuz belkide bu amaçla bu yolda ilerlemeye çalıştığınız hedefin aslında çok da gerçekçi olmadığı gibi bir acı gerçekle karşılaşıyorsunuz.

Sizin düşünceleriniz nedir?
 
Bugünün gerçekliğinde genel/geçer başarı kıstasının sosyal medya etkileşim oranı, tanınırlık vs. olmasıyla asla ilgilenmiyorum, bunlar bana göre kocaman ve bomboş bir sanrıdan ibaret. Öncelikle onu belirteyim.

Konuya dönersek;

Aile geçmişinde sanat/enstrüman vs. geçmişi olmayan ve buna rağmen alanında dünya çapında virtüöz seviyesine ulaşmış bir dolu müzisyen mevcut. Aileden gelen bir yönelim olması kişiye farklı boyutta bir vizyon katıyordur ve hatta belli koşullar mevcutsa farklı imkanlar da sağlıyordur, bunun da örnekleri tabi ki mevcut.

Yine de yetenek, yaratıcılık, sabır ve çabanın bir arada bulunduğu bir müzisyen için aile faktörünün çok da baskın olduğunu düşünmüyorum.

Aklıma gelen ilk örnek de Muhammed Suiçmez, adamın hikayesi tek başına yeterli bence.
 
Bugünün gerçekliğinde genel/geçer başarı kıstasının sosyal medya etkileşim oranı, tanınırlık vs. olmasıyla asla ilgilenmiyorum, bunlar bana göre kocaman ve bomboş bir sanrıdan ibaret. Öncelikle onu belirteyim.

Konuya dönersek;

Aile geçmişinde sanat/enstrüman vs. geçmişi olmayan ve buna rağmen alanında dünya çapında virtüöz seviyesine ulaşmış bir dolu müzisyen mevcut. Aileden gelen bir yönelim olması kişiye farklı boyutta bir vizyon katıyordur ve hatta belli koşullar mevcutsa farklı imkanlar da sağlıyordur, bunun da örnekleri tabi ki mevcut.

Yine de yetenek, yaratıcılık, sabır ve çabanın bir arada bulunduğu bir müzisyen için aile faktörünün çok da baskın olduğunu düşünmüyorum.

Aklıma gelen ilk örnek de Muhammed Suiçmez, adamın hikayesi tek başına yeterli bence.
Mesajınıza katılmakla beraber, az önce oldukça köklü bir yerde görev yapan çalışan, müzik performansımın bir programda sergilenmesi için sosyal medyada yüz binlerce kişi tarafından tanınmam gerektiğini söyledi. Yani başarı bu kişiye göre sosyal medyadaki görünürlüğüm.

Bir mefhum her ne kadar yanlış veya yozlaşmış olsa da, çoğunluk tarafından kabul gördüğünde ister istemez doğru olarak addediliyor. Doğru, yanlışın tersi değil, dengelere göre yanlış da olsa kabul gören bir kavram halindedir 2025 senesinde. İster istemez endişeleniyorsunuz. İnsan eriyip gidiyor, potansiyeli harcanıyor ve bazıları sırf ruhlarını satmaktan imtina etmedikleri için her ne kadar beter halde olsalar da istediklerini elde ediyorlar. Buna yürek mi dayanır?
 
Mesajınıza katılmakla beraber, az önce oldukça köklü bir yerde görev yapan çalışan, müzik performansımın bir programda sergilenmesi için sosyal medyada yüz binlerce kişi tarafından tanınmam gerektiğini söyledi. Yani başarı bu kişiye göre sosyal medyadaki görünürlüğüm.

Bir mefhum her ne kadar yanlış veya yozlaşmış olsa da, çoğunluk tarafından kabul gördüğünde ister istemez doğru olarak addediliyor. Doğru, yanlışın tersi değil, dengelere göre yanlış da olsa kabul gören bir kavram halindedir 2025 senesinde. İster istemez endişeleniyorsunuz. İnsan eriyip gidiyor, potansiyeli harcanıyor ve bazıları sırf ruhlarını satmaktan imtina etmedikleri için her ne kadar beter halde olsalar da istediklerini elde ediyorlar. Buna yürek mi dayanır?

Bu konuda hep aynı tavsiyeyi veriyorum sanırım;

Öncelikli amaç maddi kazanımsa entelektüel veya benzeri özel (spor, teknoloji vs.) bir ilgi alanına dair sahip olduğunuz becerileri ve donanımı hayatınızın idamesi için temel dayanak olarak nitelememenizi öneririm. Uzun vadede sonu genellikle başarısızlık ve buhranla bitiyor, ben kendi adıma böyle bir risk almazdım.

Maalesef dünya genelinde de bu anlamda durum hiç iç açıcı değil; birçok kişi sahip olduğu söz konusu yetilerin yanına mutlaka mesleki bir süreç de dahil ediyor/etmeye çabalıyor çünkü tek başına bu yetilerin eskisi gibi "ederi" pek yok ve hayat çok pahalı.

Başlıktaki "başarı müzisyen" olayının nediri nasılına dair herkesin farklı bir fikri olabilir, ben sadece kendi bakış açımı belirttim. Yazdıklarımı bahsettiğiniz kişiye okutsanız muhtemelen bana sağlam söver çünkü anlayabildiğim kadarıyla bu kişinin mesleki önceliği de elindeki malzemenin kullanılabilirliği ve üzerinden kar edilebilirliği. Maalesef buradaki "malzeme" de sen, ben ve bizim gibiler oluyoruz.
 
Son düzenleme:
Eğlence sektörü denen şey bu. Müzik burada pek çok araçtan biri.
Bu yüzden virtüözlük çok önemsizleşti çünkü modern ses işleme teknikleriyle enstruman çalmanın bir önemi kalmadı.
Tıpkı resim yapmak gibi bugün ressamlık ancak bir hobi olur.
 
Bu bahsettiğiniz kişilerin aileden müzisyen olmaları yine de çok dıştan bir etki sağlamıyor. Hani babası tanınıp da işleri kolaylaşan kimse yok sanırım. Tolga Akdoğan babası müzisyen olmasa da yine şuan olduğu yerde olmayı hak ediyor. Müzikle kafayı kırmış bir adam. Evrencan Gündüz babasından daha fazla bir popülariteye sahip diyebiliriz. Daha çok kişiye hitap etti.

Ha bahsettiğiniz daha çok ailesel durumlar ise; hani müziğe teşvik, müzikle erken tanışma, destek olma gibiyse kesinlikle bunun payı büyüktür.
Çoğumuz aslında yapabilecekken, başarısızlığa uğradığımızda gelecek olan tepki veya baskılardan korktuğumuzdan; daha hiç denemeden kendimizi başarısızlığa bırakırız. Aileden gelen teşvik burda gerçekten işe yarar. Başarıya katkısı da büyük olur.

Buna rağmen yine aslında kimse kimsenin yerini kapmıyor. Sırf ailesinde müzisyen yok diye şarkılarını dinlemediğimiz kimse yoktur sanıyorum. Yetenek her zaman gerekli, hatta bir noktada iş artık tamamen ne kadar yetenekli olduğunuza bakıyor. Sonrası müziğini pazarlama, işi sürdürme vsvs.

Biz deli gibi enstrümanımızı çalalım da başarıya ulaşamazsak onların ayıbı olsun 🙂
 
Son düzenleme:
Başarılı müzisyen tanımı çok muğlak. Ekonomik getiri açısından bakıyorsak Elektro gitar maalesef çoktandır popüler ve para kazandıran bir enstrüman değil.

Artık para kazandıran müziklerde ön plana çıkmıyor bu enstrüman.

Ama kişiye entellektüel ve sanatsal beceriler kazandırdığı kesin. İyi bir meslek varsa yıllarca devam ettirilebilir.

Belki petrucci ev kredisi ödüyor? Gutrie govan belki de arabayı nasıl yükseltsem, hangi bayi indirim yapıyor diye düşünüyor. Belki de Tim henson evlenmek için para biriktiriyor? Bilmiyoruz, daha niceleri...
 
Şuan müziğe yeni başlasam. Piyanoyu tercih ederdim.
Başarı dediğimiz şey, genelin hoşuna giden birşey yapmaktır.
Onu yapmak içinde artık her müzisyen kayıt teknolojisine hakim olmak zorunda.
Çalışmalarını evinde tek başına kayıt yaparak devam edecek.
Başarılı eserler yaptıkça tanınacak.
 
Konuya cevap veren herkese çok teşekkürler forumda konu açıp başkalarının yazdıklarını okumak çok şey katabiliyor. Mesela hiç tanımadığım Muhammet Suiçmezi bugün keşfettim herkese katkılarından dolayı teşekkürler tekrardan🫡
 
Başarılı çok göreceli... Beklentisi karşılanan kişi kendini başarılı kabul edebilir. Sizin beklentiniz nedir ?
Beklentiye ulaşabilmek için temel durum bu iş için kaç saat harcadığınız. Çok yetenekli olduğunu düşündüğünüz birini daha çok çalışarak geçebilirsiniz ama bunun da bir sınırı var. İkinci durum kaç yaşında başladığınız... idil biretin yaşam hikayesini okumanızı öneririm... belli bir seviyeye gelince de beklentinizin niteliğine göre tabi ki, çevrenizin ve fırsatların olması şart. Çok iyi olup Türkiyede enstrünanını tek sahibi ve çalanı olan hocalarım var ama sorsanız isimlerini kimse bilmez. Ancak özel caz konserlerinde vs aranırlar. Bunun yanında hiç bir müzikalitesi olmayıp serdar ortaç cıstaklarıyla tanınan ve milyon takipçisi olan varlıklar da mevcut.

Burda kriter sizsiniz, sizin beklentiniz, özetle olmazsa olmaz durum ise saatler günler yıllar harcamak...
 
Tamamen kendi düşüncelerimi aktarıyorum. Bence başarının nasıl nitelenmesi gerektiği yapmak istediğiniz müziğe göre değişir. Eğer rock, rap, pop vb. gibi popüler müzik yapmak istiyorsanız ben öyle aşırı iyi enstrüman çalmanız gerektiğini düşünmüyorum, asıl önemli olan müzik kulağınızın ve müzik anlayışınızın kaliteli ve gelişmiş olması. Bu da bence müzikal hayal gücünüzün gelişmişliği, ana enstrümanınız varsa onu en azından sesleri içselleştirebilecek kadar temel seviyede çalabilmeniz, müzik teorisi hakkında bilginizin olması ve bence hepsinden daha önemlisi ruhunuzun derinliklerinden gelen müzikal ilham, müzik aşkı vs. olması. Bu alanlarda müzik yapmak istiyorsanız -kendimce- başarılı olmanın iki kriteri var: Tanınırlık ve kalite.

Tanınırlığın çok büyük bir ölçüt olduğunu düşünüyorum, sonuçta eğer müziğinizin insanların hayatlarına dokunmasını istiyorsanız olabildiğince insan tarafından tanınmalısınız. Ama yaptığınız müzik kaliteli olmadıktan sonra, müzikal olarak bir değeri olmadığı sürece istediğiniz kadar tanının bence başarılı bir müzisyen olmazsınız. Ama işte burada çok ince bir çizgi var, bir şey ne kadar popülerse insanların müzik anlayışına o kadar hitap ediyor demektir, e insanların müzik anlayışı kaliteli değilse o zaman tanınırlık ve kaliteli müzik bir arada yürümüyor, bkz. Türkiye Top 10 Listesi. İki unsurun da artık şans eseri mi bilmiyorum ama bir şekilde bir araya gelmesi gerekli bence. Yani rock dünyasında enstrümanını deli gibi çalan o kadar insan var, en azından YouTube'a girip bi baktığınız da bile etkilenmemek elde değil. Ama mesela çoğu öyle profesyonel müzik yapan, tanınan gruplarda çalmıyor ya da solo proje yapsalar bile çok gün yüzüne çıkmıyor o projeler, ya da belki ünlü olmak istemiyorlar bilemem. Tabii istisnaları var bunların ama çoğunluğu böyle yani. Ayrıca müzikten bağımsız olarak, yaptığınız müziği kitlelere ulaştırmak için gerekli teknikleri yapmak, doğru hamleleri oynamak da gerekli anladığım kadarıyla. Önceden yapılmış işleri de olduğu gibi kopyalamamak gerekli, şimdi şurada eski gruplardan daha güzel müzik yapan kaliteli heavy metal grupları çıksa mesela, metal topluluğunun bile o kadar dinleyeceğini sanmıyorum, çünkü yenilik yok, insanlar alışkın buna.
 
Submithub'da biraz gezin, 4chan'in müzik promote etme hâli gibi bir kitle oluşmuş. Drum & bass müzik yapıp böyle kategorize etmenize rağmen "Gitar nerede?" diye sorabilirler. Enstrümantal müzik yapıyorum dersiniz, "vokaller eksik" derler. Yani insanlar müziğinizi onlara uydurmanızı bekliyor, sizin müziğinize göre uymak; "bu zaten yapılmış bir şey, değiştirme isteğinde bulunmadan neden böyle yapıldığını anlamaya çalışayım" fikrinde değiller.

Müzikte deneysellik ve yenilik, bütün sanatlarda olduğu gibi çok tehlikeli. Çünkü iki büyük tüketici grubu da nefret eder farklı olandan. Son kullanıcı, zaten gündelik dinleyici olduğu için özümsemek istemez; iyi bir dinleyici veya müzisyen ise muhafazakârlığından. Dolayısı ile başarılı olmak için sınırları çizilmiş, "burada, şu gamlarla, şu ritimde, şu enstrümanlarla, şu yaklaşımla müzik yapacaksın" kurallarına uymanız gerekiyor. Birini dahi kırdığınızda afaroz ediliyorsunuz. Bu yüzden her gün birbirinin aynısı o ağdalı vokaller ve British gitarlarla rock yapan Türk grupları çıkıyor. Sonuç ya başarı kriterinizi yeniden, kendinize göre oluşturmada ya da kalıplaşmış müzik kurallarına uyarak "gerçekten" başarılı olmada.
 
Burada yazılanların hepsini neredeyse okudum.. Yazacaklarım esasında anlatılmak istenenlerden çok farklı olmayacaktır da toparlayıcı olacağını umuyorum.. Herkesin kendine göre fikirlerinin dayanakları ve cevapları var, çok ta normal çünkü konu SANAT, üretici de, ürün de, tüketici de subjektif.. Ama branş dediğimiz anda bunun artık bir disiplin olduğunu kabul etmek durumundayız. Disiplinlerin de normal olarak kuralları vardır.. Subjektiflik bunu yeni bir fikirle veya diğer disiplinlerle karma hale getirme ya da saf halini kullanma tercihleriyle alt dallara ayırır, hatta kuralları kırmak ya da bozmak denen hale girmek için önce bunları iyi bilmek, uygulamak gerekir.. İlerleme de zaten bunların yapılmasıdır.. Temelde bazı sorular vardır, bunları ve cevaplarını bilmek önemli.. Yoksa bu idrak dışında bir üretimde kendimizi nereye koyarsak koyalım şansımız varsa, yerse, tutarsa bir popülerlik yakalarız, kendimizi sanatçı sayarız, belki de o yetenek gerçekten farkında olmasan da vardır, neyse çok parametreli karışık konu ama en azından başlangıç aşamasının üstünde kafa yorulmasının farkındalık açısından çok faydası olduğunu düşünüyorum.. Bir de eşim GSF'de hocalık (Tekstil Giysi Tasarım) yaptı uzun dönem, evimiz sanat konularını anlatan kitaplarla dolu, öğrenciliğinin ilk yılından beri beraberiz, yani o kitapların neredeyse hepsini beraber aldık.. Haliyle o hatmetti onları ama bu konuların yandan biraz bulaştığını umuyorum..

1 - Sanat nedir? Neye sanat denir?
2 - Kendini ne kadar yetkin görüyorsun, sanatı icra edecek kadar iyi olduğuna karar vermende neyi ölçüt alıyorsun? Bu konuda ne kadar gerçekçisin? Müzikte icra yeteneği (enstruman kabiliyeti) ayrı, ürettiğinin etkili olması (bireyin vizyonunun hedef kitlesindeki karşılığı) ayrı şeyler.. Bireye "Kim" icrada veya eser üretmede yeteneklisin diyor? Bu arada yeteneğin çalışmayla da kazanılabileceğine inanırım.. Azim önemli, burada amaç eğer bunu kendi zevkin için değil de insanlara gelecekte sanatçıyım diyebilmek için yapıyorsan yolun neresinde olduğunun farkında olmak..
3 - Kim veya ne için sanat yapmak istiyorsun? Hedefin ne? "Toplum için sanat, Sanat için sanat" ikileminin neresine yakınsın? Bir kaç soru daha yazarım da uzuyor işte..

Bunları yazarken örnekleme yaparsak Picasso'nun Kübik tarzda yaptığı çocuk elinden çıkmış gibi gözüken resimler neden sanattır anlayabilirseniz ilk sorunun cevabını bulmuş olursunuz.. Gerçekten de çocuklar da 4-5 yaşından itibaren benzeri şeyleri çizebilir, bu onları da sanat yapar mı ya da neden yapmaz.. (Gerçi Picasso “Bütün çocuklar sanatçıdır. Asıl problem büyüyünce de sanatçı kalabilmektir” demiştir de şimdilik kalsın).. Picasso resimde kuralları yıkmıştır denir (Avignonlu Kızlar tablosuyla, ilginizi çekerse araştırın diye yazıyorum), ama öncesinde kuralları biliyordu, Guernica'sı da sıkı eleştirilmiş ama sonuçta kabul ettirmiş, Picasso olmuş.. İlk dönem eserlerine filan bakarsanız gelişimini/değişimini, Klasizm'den Kübizm'e evrimini anlarsınız.. Aksi halde youtube shorts'ta filan gördüğümüzde güldüğümüz, yıkmaya çalıştığı yapının altında kalan inşaat makinelerinden farkı kalmazdı ki döneminde kendisini böyle görenler çoktur..

Çok net bir örnek olduğu için Picasso'yu yazdım.. Yoksa Black Sabbath ve Radiohead gibi örneklerle de anlatılabilirdi.. Mesela Radiohead'e kadar yapılan Britrock tarzı grupların albümleriyle, OK Computer ('97 olmalı) albümünden sonra kurulan aynı tarz grupların albümlerine etkilerine de bakabilirsiniz.. Zaten Radiohead albümleri döneminin ilerisinde diye değerlendirilir genelde.. Yukarıda başka üyeler de yazmış, yenilik olacak ama ben yaptım oldu kafasında değil, o biraz şans işine giriyor, önce kuralları bileceksin..

Vizyon'la ilgili verilebilecek örneklerden biri de Lenny Kravitz'dir benim için.. Multienstrumanist olması da ayrı, bir albümünde 10 enstrumanın 9'unu kendisi çalmıştır diye okumuştum.. Bir yerde denk gelirsiniz belki, adam çok çalışkan esasında ve küçüklüğünden beri hayranı olduğu gruplar, kişiler sayesinde tarzını belirliyor, onlardan ilham da alıyor ama işte Lenny dinlediğinizde şuradan almış demiyorsunuz, bambaşka bir şey.. Zaten kendisine yapılan eleştirilere "bendeki vizyon maalesef onlarda yok" minvalinde cevabını okumuş ya da bir video da duymuştum da sadece bu aklımda kalmış, kaynak veremem.. Vizyon, hem karşılık bulacak şeyler üretme, hem de ürettiklerinin birey olarak önce kendini de tatmin etmesi..

Forumda yakın tarihte yazılmıştı, Spotify'da Duman'ın bir şarkısının bir yıl içindeki dinlenme sayısı galiba Dream Theater'ın bir albümündeki tüm şarkıların (galiba Metropolis Pt2 albümüydü) aynı yıl içindeki toplam dinlenme sayısından fazla diye.. Al sana başarı değerlendirme sorusu, başta yazdığım, üretici, ürün, tüketici, subjektiflik, hangisi başarılı.. Ya tabi bir de başarı kriterlerinize göre bireyin veya grup üyelerinin diğer durumları da (karizma, yakışıklılık, güzellik, iletişim becerileri, Axl Rose veya Kurt Cobain gibi kitle bu nedenle de prodüktör ilgisi çekecek anlatacak hikayeleri vs vs vs) başka konu ama dedim ya arada çok argümanlı konu diye..

Neyse bu sorulara cevap bulduğunuz zaman sizin için başarının neyi ifade edeceğine de gerçekçi bir cevap bulabilirsiniz belki...

Ekleme yapacaktım unuttum.. Sigur Ros'a bir bakmanızı tavsiye ederim., İzlanda'lı post-rock türünde kabul edilen bir gruptur.. Kimisi hiç beğenmez ama beğeneni de çoktur.. Aynı tarzdaki dönemindeki veya kendilerinden önceki diğer gruplardan çok farklıdırlar, ya da benim için diyeyim, hastası olduğum için değil de ilgimi çektikleri için uzun bir dönem takip etmiştim. Hani yenilik, özgünlük nedir, fikir nedir belki örnek olur..
 
Son düzenleme:
Burada yazılanların hepsini neredeyse okudum.. Yazacaklarım esasında anlatılmak istenenlerden çok farklı olmayacaktır da toparlayıcı olacağını umuyorum.. Herkesin kendine göre fikirlerinin dayanakları ve cevapları var, çok ta normal çünkü konu SANAT, üretici de, ürün de, tüketici de subjektif.. Ama branş dediğimiz anda bunun artık bir disiplin olduğunu kabul etmek durumundayız. Disiplinlerin de normal olarak kuralları vardır.. Subjektiflik bunu yeni bir fikirle veya diğer disiplinlerle karma hale getirme ya da saf halini kullanma tercihleriyle alt dallara ayırır, hatta kuralları kırmak ya da bozmak denen hale girmek için önce bunları iyi bilmek, uygulamak gerekir.. İlerleme de zaten bunların yapılmasıdır.. Temelde bazı sorular vardır, bunları ve cevaplarını bilmek önemli.. Yoksa bu idrak dışında bir üretimde kendimizi nereye koyarsak koyalım şansımız varsa, yerse, tutarsa bir popülerlik yakalarız, kendimizi sanatçı sayarız, belki de o yetenek gerçekten farkında olmasan da vardır, neyse çok parametreli karışık konu ama en azından başlangıç aşamasının üstünde kafa yorulmasının farkındalık açısından çok faydası olduğunu düşünüyorum.. Bir de eşim GSF'de hocalık (Tekstil Giysi Tasarım) yaptı uzun dönem, evimiz sanat konularını anlatan kitaplarla dolu, öğrenciliğinin ilk yılından beri beraberiz, yani o kitapların neredeyse hepsini beraber aldık.. Haliyle o hatmetti onları ama bu konuların yandan biraz bulaştığını umuyorum..

1 - Sanat nedir? Neye sanat denir?
2 - Kendini ne kadar yetkin görüyorsun, sanatı icra edecek kadar iyi olduğuna karar vermende neyi ölçüt alıyorsun? Bu konuda ne kadar gerçekçisin? Müzikte icra yeteneği (enstruman kabiliyeti) ayrı, ürettiğinin etkili olması (bireyin vizyonunun hedef kitlesindeki karşılığı) ayrı şeyler.. Bireye "Kim" icrada veya eser üretmede yeteneklisin diyor? Bu arada yeteneğin çalışmayla da kazanılabileceğine inanırım.. Azim önemli, burada amaç eğer bunu kendi zevkin için değil de insanlara gelecekte sanatçıyım diyebilmek için yapıyorsan yolun neresinde olduğunun farkında olmak..
3 - Kim veya ne için sanat yapmak istiyorsun? Hedefin ne? "Toplum için sanat, Sanat için sanat" ikileminin neresine yakınsın? Bir kaç soru daha yazarım da uzuyor işte..

Bunları yazarken örnekleme yaparsak Picasso'nun Kübik tarzda yaptığı çocuk elinden çıkmış gibi gözüken resimler neden sanattır anlayabilirseniz ilk sorunun cevabını bulmuş olursunuz.. Gerçekten de çocuklar da 4-5 yaşından itibaren benzeri şeyleri çizebilir, bu onları da sanat yapar mı ya da neden yapmaz.. (Gerçi Picasso “Bütün çocuklar sanatçıdır. Asıl problem büyüyünce de sanatçı kalabilmektir” demiştir de şimdilik kalsın).. Picasso resimde kuralları yıkmıştır denir (Avignonlu Kızlar tablosuyla, ilginizi çekerse araştırın diye yazıyorum), ama öncesinde kuralları biliyordu, Guernica'sı da sıkı eleştirilmiş ama sonuçta kabul ettirmiş, Picasso olmuş.. İlk dönem eserlerine filan bakarsanız gelişimini/değişimini, Klasizm'den Kübizm'e evrimini anlarsınız.. Aksi halde youtube shorts'ta filan gördüğümüzde güldüğümüz, yıkmaya çalıştığı yapının altında kalan inşaat makinelerinden farkı kalmazdı ki döneminde kendisini böyle görenler çoktur..

Çok net bir örnek olduğu için Picasso'yu yazdım.. Yoksa Black Sabbath ve Radiohead gibi örneklerle de anlatılabilirdi.. Mesela Radiohead'e kadar yapılan Britrock tarzı grupların albümleriyle, OK Computer ('97 olmalı) albümünden sonra kurulan aynı tarz grupların albümlerine etkilerine de bakabilirsiniz.. Zaten Radiohead albümleri döneminin ilerisinde diye değerlendirilir genelde.. Yukarıda başka üyeler de yazmış, yenilik olacak ama ben yaptım oldu kafasında değil, o biraz şans işine giriyor, önce kuralları bileceksin..

Vizyon'la ilgili verilebilecek örneklerden biri de Lenny Kravitz'dir benim için.. Multienstrumanist olması da ayrı, bir albümünde 10 enstrumanın 9'unu kendisi çalmıştır diye okumuştum.. Bir yerde denk gelirsiniz belki, adam çok çalışkan esasında ve küçüklüğünden beri hayranı olduğu gruplar, kişiler sayesinde tarzını belirliyor, onlardan ilham da alıyor ama işte Lenny dinlediğinizde şuradan almış demiyorsunuz, bambaşka bir şey.. Zaten kendisine yapılan eleştirilere "bendeki vizyon maalesef onlarda yok" minvalinde cevabını okumuş ya da bir video da duymuştum da sadece bu aklımda kalmış, kaynak veremem.. Vizyon, hem karşılık bulacak şeyler üretme, hem de ürettiklerinin birey olarak önce kendini de tatmin etmesi..

Forumda yakın tarihte yazılmıştı, Spotify'da Duman'ın bir şarkısının bir yıl içindeki dinlenme sayısı galiba Dream Theater'ın bir albümündeki tüm şarkıların (galiba Metropolis Pt2 albümüydü) aynı yıl içindeki toplam dinlenme sayısından fazla diye.. Al sana başarı değerlendirme sorusu, başta yazdığım, üretici, ürün, tüketici, subjektiflik, hangisi başarılı.. Ya tabi bir de başarı kriterlerinize göre bireyin veya grup üyelerinin diğer durumları da (karizma, yakışıklılık, güzellik, iletişim becerileri, Axl Rose veya Kurt Cobain gibi kitle bu nedenle de prodüktör ilgisi çekecek anlatacak hikayeleri vs vs vs) başka konu ama dedim ya arada çok argümanlı konu diye..

Neyse bu sorulara cevap bulduğunuz zaman sizin için başarının neyi ifade edeceğine de gerçekçi bir cevap bulabilirsiniz belki...

Ekleme yapacaktım unuttum.. Sigur Ros'a bir bakmanızı tavsiye ederim., İzlanda'lı post-rock türünde kabul edilen bir gruptur.. Kimisi hiç beğenmez ama beğeneni de çoktur.. Aynı tarzdaki dönemindeki veya kendilerinden önceki diğer gruplardan çok farklıdırlar, ya da benim için diyeyim, hastası olduğum için değil de ilgimi çektikleri için uzun bir dönem takip etmiştim. Hani yenilik, özgünlük nedir, fikir nedir belki örnek olur..
Ben sanatın o kadar da subjektif olduğunu sanmıyorum. Gayet de sanattan keyif alma belirli sanat eğitimi, sanat tarihi öğrenimi ve entelektüel birikim gerektiriyor. Estetik bulmak farklı bir şey, konu değerlendirmeye geldiğinde sanattan keyif almak sonradan edinilen beceri olmalı.

Arkasındaki sembolizmi göremeyecek durumda birine Béla Tarr izlettiğinizi, kendi dilinde şiir haznesi olmayan birine çeviriden Baudelaire okuttuğunuzu düşünün. Alacağınız tepkiler az çok belli ve bu o sanatçıları yorumcularının "subjektif" görüşleri nedeni ile başarısız-kötü yapmayacak.
 
Son düzenleme:
@ecc83kt77 Sanattan keyif alma ile yazdıklarınızla hemfikiriz, o konuyla ilgili bir şey yazmadım da zaten, müzisyen tarafından yazmaya çalıştım.. Sanatın bir disiplin olduğunu ve kurallarını bilmek gerektiğini de yazmıştım.. Açık olarak kastettiğim objektif, kabul edilen kuralları olduğuydu.. (Objektiflik-Subjektiflik yılların polemik konusudur, çoğulcu subjektifliğe objektiflik denir hikayesi, aynı "söylediğin herşey aslında daha önce söylenmiştir, yeni bir şey söylediğini zannetme, seninki ya kulağa hoş gelmiştir, ya da yeterince yüksek sesle söylemişsindir" hikayesi gibi, neyse bunların üstünden laf salatası yapmayayım şimdi).. Haliyle üreten sanatın ne olduğunu, neresinde olmak istediğini bilmeli, bunlara göre de başlık "başarı" olduğu için neyi başarı saymalı, kendisi karar vermeli.. Tüketen yani dinleyici tarafını da, üreten ne üretmek istediğine ve hedef kitlesine göre düşünecek, işte orada da ne için sanat yaptığın kısmı geliyor.. 80 Milyonluk ülkede 3-5 bin dinleyici mi, 3-5 milyon dinleyici mi, daha fazlası mı çok değişkenli mevzu işte..
 
Son düzenleme:
Örnek verdiğin kişi ve grupları tanımıyorum ama büyük ihtimalle 5 para etmezin tekidirler. Müzikte başarılı olmak istiyorsan günümüzdeki yeni yetme gruplar gibi şeyler yapmalısın.
sakın ama sakın bi Mavi sakal, Acil servis, Kramp gibi şeyler dinleme-çalmaya kalkma.
Muhammed Suiçmez'i de rahat bence çünkü örnek verdiklerin ile alakası olmayan değerli bi müzisyen virtüöz kendisi.
Ben Muhammed Suiçmez'in yerinde olsaydım, üstte yazdığın ve grup isminde meymenet olmayışından 5 para etmedikleri belli olan tipleri dinleyen tayfanın gelip beni dinlemelerini İSTEMEZDİM.
klipte 1 davul, 1 bas ve 2 de gitar olunca hemen rock grubu oluveriyor herkes.
Bi klip görmüştüm sahnede koşturup Ensede gitar solo falan çalıyor Guns N roses gibi sözüm ona, sesini açtım şarkıda ne solo nede gitar sesi yoktu. Zaten kılık kıyafet ve başları kapalı seyirciden belliydi pozcu oldukları.
Şimdi biri çıkıp "müzik evrenseldir" diyerek atlar.
Bunu da genelde kötü müzik yapıp gerçek rock ile alakası olmayan 5 para etmez çöp gruplar ve bu çöpleri dinleyenler çok kullanır "müzik evrenseldir" palavrasını.
Tüm dünyada müzik ayağa düşmüş artık, bu çöpleri kendine örnek alan Türkler sayesinde de Türk rock müziği diye bişey kalmadı çünkü yeni nesil pek bi sever kopya çekip taklit etmeyi. rezilliğin biri bin para olmuş.
 
Örnek verdiğin kişi ve grupları tanımıyorum ama büyük ihtimalle 5 para etmezin tekidirler. Müzikte başarılı olmak istiyorsan günümüzdeki yeni yetme gruplar gibi şeyler yapmalısın.
sakın ama sakın bi Mavi sakal, Acil servis, Kramp gibi şeyler dinleme-çalmaya kalkma.
Muhammed Suiçmez'i de rahat bence çünkü örnek verdiklerin ile alakası olmayan değerli bi müzisyen virtüöz kendisi.
Ben Muhammed Suiçmez'in yerinde olsaydım, üstte yazdığın ve grup isminde meymenet olmayışından 5 para etmedikleri belli olan tipleri dinleyen tayfanın gelip beni dinlemelerini İSTEMEZDİM.
klipte 1 davul, 1 bas ve 2 de gitar olunca hemen rock grubu oluveriyor herkes.
Bi klip görmüştüm sahnede koşturup Ensede gitar solo falan çalıyor Guns N roses gibi sözüm ona, sesini açtım şarkıda ne solo nede gitar sesi yoktu. Zaten kılık kıyafet ve başları kapalı seyirciden belliydi pozcu oldukları.
Şimdi biri çıkıp "müzik evrenseldir" diyerek atlar.
Bunu da genelde kötü müzik yapıp gerçek rock ile alakası olmayan 5 para etmez çöp gruplar ve bu çöpleri dinleyenler çok kullanır "müzik evrenseldir" palavrasını.
Tüm dünyada müzik ayağa düşmüş artık, bu çöpleri kendine örnek alan Türkler sayesinde de Türk rock müziği diye bişey kalmadı çünkü yeni nesil pek bi sever kopya çekip taklit etmeyi. rezilliğin biri bin para olmuş.
Kapalı kadınlar rock dinlemez mi yani abi?
Ben annemle gojira dinleyebiliyorum. Evde böğürmeme izin veriyo.
 

Geri
Üst