Ne kadar pound, o kadar sound! Yalanmış

  • Konuyu açan Konuyu açan Cabay
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Bir konuyu merak ediyorum.

Geçmişte (18-25 yaş aralığında) oldukça sık duyduğumuz bir cümle vardı;
"Ne kadar pound, o kadar sound!"

Kendi adıma söylemek gerekirse gitar çalma konusundaki yeteneksizliğimi tamamen dandik ekipmanlarıma yüklemek için arkasına saklandığım bir bahane olduğunu 30 lu yaşlarda maalesef net olarak anladım ve kabul ettim.

Şu an adeta bir fetişist gibi topladığım ciddi ekipmanlarım olsa da, geçmişten bu güne çok farkeden birşey olmadığını artık kabul ediyorum. Halen yeteneksizim.

Merak ettiğim konu şu;

Forumda benim gibi ekipman stoğu yapıp da halen vasatlıktan bir tık yukarısına geçemeyen kaç kişiyiz 🙂

Utanmayın, dökün taşları. Bi davulcu buluruz bizim gibi, vasat diye grup da kurarız. Sayımız yüksek çıkarsa parti kurar şu siyasi ortamda oy bile alırız.
 
"keyif ve zevk" meselesini bence yetenek kısmından ayrı tutmak gerekiyor. Ferrari kullanmak için yarış pilotu olmanıza gerek yoktur.
 
Kimi insan epey yatkın oluyor tabi. Vibratolar, bendler vs vs nakış gibi örüyor. İşin zevki de orada biraz. O dandik distortion a ellerle şekil şemal vermek çok önemli. Sağlam disiplin istiyor, sadece yetenek de yetmiyor çoğu zaman.
 
"keyif ve zevk" meselesini bence yetenek kısmından ayrı tutmak gerekiyor. Ferrari kullanmak için yarış pilotu olmanıza gerek yoktur.
İlave olark; Tamam belli asgari standartlar sağlanmalı elbette ama "En üst seviye", "en pahalı"nın, "en kaliteli"nin hedefinin her zaman iyi / yetenekli bir gitariste yönelik olduğunu düşünmüyorum.

EVH ye bakalım; adam şu gitarla dünyayı sallarken, kaliteli floydrose un, kilitli burgu nun derdine mi düşmüş?
Slash; albümlerde sahte / replika bir LP kullandı. Gibson bile değildi.

1775766734674.webp
 
Son düzenleme:
Tam yalan değil ama her slogan gibi biraz eksik. Maddeler halinde gidersek:

1. Beceri eksikliğinizi para dökerek kapatamazsınız.
2. Beceri kısmını çözdünüz diyelim, albüm kaydınızın ayılıp bayılarak dinlediğiniz gruplar gibi olmasını istiyorsanız işte pound/sound burada işin içine giriyor. Yoksa odasında uzay boşluğuna çalan adam için ne paundu ne saundu. Kaydedilmemiş sound aslında yoktur. Kimsenin olmadığı yerde devrilen ağaçtır.
3. Beceriyi ve soundu çözdünüz diyelim, yaptığınız müzik sıkıcıysa ortaya çıkan en fazla teknik demo falan olur. Şarkı yazmayı da öğrenmek lazım.

Tavsiyem pocket podu 2.1 ses sistemine girin işte, adam olana çok bile hığağunaaa
 
Öncelikle ne kadar pound, o kadar sound kavramıyla "beceri ve hakimiyet" ayı şey değil.

Ne kadar para o kadar iyi sound tartışmasız bir gerçek. Şarkına göre, çıkarmak istediğin sese göre ucuz ekipman ve kıytırık sesler tercih etmen de bir çeşit bolluk göstergesidir. Çünkü hangi soundu neyle elde edeceğini, neyi ne amaçla kullanacağını bilecek kadar geniş bir deneyim de parayla doğru orantılıdır.

Enstrüman tekniğini, bilgini geliştirmiş olmakla para doğru orantılı olmayabilir fakat sound işi tamamen paraya dayanır.

Bu da benim görüşüm.
 
Tam olmasada bir miktar bende de vardi bu.

20'lerin sonuna dogru gercekten sahip oldugum yetenek ve teknik bilgi birikimi ile yuzlesip "keyif" kismina girdim.
30'larin baslarinda "ben biraz muzik calisayim" dedim.

E hobi olarak gitar calan ve hayatta kalmak icin baska isler yapan biri olarak bir okul disiplininde olmasa da ufak ufak gelisiyor calistikca. Ders almak ve bol egzersiz yapmak cok ise yariyor.

Ufak ufak besteler yapmak, dogaclama calmaya calmaya calismak (muzikal kurallar cercevesinde) yavas yavas da olsa gelistiriyor.

Kaliteli ekipman yine kaliteli ancak daha ucuz ekipmandan daha fazla keyif alinabiliyor gelistikce.
 
iki farklı konu...
çalmak, çalabilmek ve hatta müzisyen olmak cihazdan bağımsız bir konu
ekipman ise keyif işi... elbette ilk maddeye bir katkı yapar ama kısıtlı tabi ... adı üstünde ekipman
ben çalmanın, müzisyenliğin çok uzağındayım zaten öyle bir amacım da yok ama her zaman alabileceğim en iyi ekipmanı alırım çünkü bana keyif vermesini istiyorum ... "idare etsin", "F/P olsun" diye bir yaklaşımım yok
dolayısıyla ne kadar pound o kadar sound söylemi doğru ama ancak belli koşullarda doğru
bu arada yine de ve her şeye rağmen, kozmos, midex gibi set olarak satılan şeyleri de kimseye tavsiye etmem... orada biraz pound sound esprisi geçerli hala 🙂
 
Acaba ben mi yazdım diye ismi kontrol ettim. ☺️
Ben de çok zaman harcadım ve hala uğraşıyorum. Gitar çalabiliyorum dediğim seviyeye asla ulaşamadım. Şunu hatırlıyorum; lisede benden heves edip gitara sıfırdan başlayan bir arkadaşım vardı. Benim ise evvelinde az bir akustik gitar geçmişim de vardı. Basit melodileri bile arkadaşım çalarken ortaya çıkan müzik ,benim çaldığımdan çok daha güzel geliyordu kulağıma. Kısa sürede bare akorlara geçtiğini görünce gözlerime inanamamıştım. Herhalde çok zaman harcadı diye düşünmüştüm. 😇😄 Adam, bariz bir şekilde başkalarında da çokça olan ama bende olmayan bir yeteneğe sahipti. Bu arada kabul görmüş ekipmanlardan alınabilecek en iyisini en başta alma taraftarıyım her zaman.
 
dijital imkanlar pound esprisini aşındırdı baya, yine de insan emeği hala belirleyici ve fizlolojik sınırlar hala aynı, kendime bakınca haftada 2 3 saat çalmayla ilerleme olmuyor.

Asıl soru beyne çip takıp steve.vai dosyasını yüklediğimizde ne olacak veya robot gitaristler sahnelerde her boku çalmaya başlayınca nasıl olacak onu düşünmek lazım.
 
Konuyu açalı 12 saat filan oldu, bana yakın yeteneksizlikte hiç bir arkadaşa denk gelmemek biraz üzdü 😅

Belki kendimi kandırıyorum, belki yeteri kadar doğru çalışmadığım içindir bilmiyorum ama bu konuda kendimce şöyle de bir düşüncem/tezim oluştu.

1- En iyi ekipmanlara sahip olsanız da, şu "kulak" denilen, duyduğunu taklit edebilecek o müzikal yeteneğe sahip olmak işin en önemli kısmı. Bu "kulak" ne kadar iyi ise, çalışmalarınızın karşılığını o kadar hızlı alabiliyorsunuz. (Bende kulak zayıf, ondan vasatım bahanesi yükleniyor 🙂)
2- Yukarıda da bahsedildiği gibi, "disiplin" ve doğru teoriler ile ilerleyerek çalışmak. Hobi olarak çalan adamlardansanız hep aynı pratikler ve eğlenceli şeyleri, videolara bakıp yapmaya çalışırken belkide hatalı da olsa bunu tekrarlamak kimseye birşey kazandırmıyor. Bilirkişi eşliğinde veya kontrolünde ilerlemek şart (Genç ve hevesli arkadaşlar, bütün bütçeyi ekipmana ayırmaktansa, biraz da eğitim için ayırmanızı öneririm) Ben ayırmadım, halim ortada 🙂
3- Kesinlikle çalışma sırası sapmamalı. Adam gibi Tel isimleri/kavye nota ilişkisi/Akorlar gibi temelden başlamak lazım. Tablara bakıp da oradan bişeyler çalmak kısa vadede eğlenceli olsa da uzun vadede kişiyi tamamen geriye atmaktan başka bir işe yaramıyor.
 
Çok da şey etmemek lazım, sonuçta bunu hobi olarak yapıyorsa bir kişi, hayatını bundan kazanmıyorsa fiyat-performans getiri-götürü hesaplamasına gerek yok, fotoğrafçılık gibi 700K Leica fotoğraf makinası alıp sokakta kedi köpek çeken adama kızamazsın yani 🙂 Zevkler ve renkler meselesi. Genel geçer özet "bir şeyin pahalı olması onu her zaman çok iyi yapacak diye bir şey yok"
 

Geri
Üst