Türkiye'de Gitar/Rock kitlesi neden böyle?

Kimse yazdıklarımı yanlış anlamasın. 10 yılı aşkın süredir gitarla ilgileniyorum. Rock- Gitar camiasında gerek youtube gerek redditte online olarak vakit geçirmekten de keyif alıyorum. Bu dönemde yaptığım gözlemlerde Türk Gitar camiasında büyük bir "tek tipleşme" sorunu olduğunu gözlemledim.

Tüm dünyada gitara heves eden kişiler gitar dünyasına AC/DC, RHCP gibi grupların şarkılarını öğrenek başlıyorlar. Ellerinde de sevdikleri grupların gitaristlerinden özenilmiş ve ulaşılması çok kolay olan Squier Start veya Epiphone Les Paul oluyor genelde. Bu gitar yolcuğu çoğunlukla ya Blues'a ilgi duymakla yada Indie soundlara ilgi duymakla sonuçlanıyor.
Azınlıkta olan diğer stereotip ise gitara metal müziğe ilgi duyarak başlayanlar. Bu gitar yolcuğu ise genelde Shred Gitar denilen tarza ilgi duymakla sonuçlanıyor.

Bizde ise tek bir yaygın gitar yolcuğu var. Gitara "Duman Tonu" arayarak başlayıp, başkalarından tabiri caizse Türkiye'de "Usta" diye tabir edilen adamlardan duydukları 80ler Rock yada Metal gruplarını dinleyerek devam ediyorlar. Hepsinin elinde de bir tane Ibanez. Üzerlerinde siyah Tshirt ve yağlı uzun saç. Tipler bile aynı.
Instagram Feedimde reklam çıkmış Türk gitaristler denk geliyor. Hepsi istisnasız 80ler Metal çalıyor. Ellerinde yine Ibanez çünkü dünyada başka bir gitar yok.
2014-2015 yılları arasında çok yakın bir arkadaşımla bir Dreampop - Indie grubu kurmak istedik. 1 sene boyunca adam aradık. 1 tane bu tarzlara ilgi duyan adam bulamadık. Nereye elimizi atsak Thrash Metal oluşumu kurmaya çalışan gençler vardı. Hepsinin de Repertuarı aynıydı.

Şuanda dünyada orta seviyede gitar çalan insanlar gerek 2021 de hala aktif olmasıyla gerek blues-gitar müziğini popüler formda sunmasıyla John Mayer'ı örnek edinmiş durumlar. Buda büyük bir PRS Silversky modası başlattı. Yine Türkiye'ye uğramayan bir trend olarak devam ediyor.

Alternatif dünyasında ise fender offset gitarlar, harmony silhouette, novo serus modası var. Bu trendde bize uğramadan devam ediyor. Sarı siteye girin bakın, bahsettiğim gitarlardan 1 tane ilan yok. Malum gitardan ise yüzlerce ilan var.

Dünyadaki bütün dev festivallere bakın. Gitar müziği yapıp en çok ilgi gören gruplar Tame Impala, The Black Keys türevi gruplar. Bizde ise esameleri bile okunmuyor. 30 sene öncenin gruplarıyla devam.
Koskoca ülkenin tek bildiği grup Metallica en sevdiği gitarcı Joe Satriani olmuş. Gitarla ilgilenen bir insanın internette dolanırken yanlış bir tıklama ile bile blues yada alternatif müzik ile tanışması çok muhtemelken bizde neden gitar=metal, iyi gitar=ibanez olmuş durumda?

Türkiye ve dünyadaki gitar kitlesinin farkını kısaca anlamak isteyenler Fender'ın instagram sayfasını takip edebilirler. Dünya'da gitarla yapılan müziğin şuan Türkiye'de yapılan müzikle alakası yok. Biz 30 sene öncede kalmış gibiyiz. Fender'ın instagramında 10 dakika geçirin bunu anlayacaksınız.

Asıl soru şu: Türkiye'de kitle neden bu şekilde? Fikirlerinizi duymak isterim.

Not: Ibanez ve Metal müzikle hiç bir sorunum yok. Ancak ülkenin gitar ve müzik bitki örtüsünün tamamen bu ikisinin kombinasyonundan oluşması ve kitlenin diğer tarzlardan bihaber olması canımı sıkıyor.
 
Son düzenleme:
Cok sig bir ozet geceyim. Arkadas, Türkiye'de gitar calan insanlarin ortalamasinin cok uzerinde, steril bir muzik zevki oldugunu anlatmis. Icra etmek istedigi müzik tarzi o kadar ust duzeymis ki Turkiye'de o kafaya ulasan kimse yokmus. Dunyadaki imaji cok daha yuksek ulkelerdeki gitarcilar kalitesinde bir gitar ve muzik kulturu varmis. Saclari da yagli degilmis. O bunu demediyse de ben okuduklarimdan bunlari anladim.
 
Son düzenleme:
Cok sig bir ozet geceyim. Arkadas, Türkiye'de gitar calan insanlarin ortalamasinin cok uzerinde, steril bir muzik zevki oldugunu anlatmis. Icra etmek istedigi müzik tarzi o kadar ust duzeymis ki Turkiye'de o kafaya ulasan kimse yokmus. Dunyadaki imaji cok daha yuksek ulkelerdeki gitarcilar kalitesinde bir gitar ve muzik kulturu varmis. Saclari da yagli degilmis. O bunu demediyse de ben okuduklarimdan bunlari anladim.
"Ne söylesem de laf soksam" mantığıyla okursanız, yazdıklarımı anlamamanız çok normal.
Yazdığım mesajda ne kendi müzik tarzımdan bahsettim nede müzik tarzlarının birbirine üstünlüğünden bahsettim.
Açıkça, Türk gitar dünyasında tek tip bir insan ve müzik tipi olduğundan bahsettim. Dünyada son yıllarda gitara yeni başlayan gençler Indie yada Chord Melody denen tarzlara yöneliyorlar. Bu tarzlar o kadar popüler oldu ki Fender bile postlarında bu tarzları kullanıyor artık. Bu trendleri yakalamak için Ibanez AZES, PRS ise Silversky serisini çıkardı. Firmaların bu hamleleri bile piyasanın "iyi distortion yiyen" gitarlardan başka bir sounda geçtiğinin ispatı. Gitarların renk modası bile değişti. 80lerdeki sert görünümlü koyu renkli "Super Strat" modası yok artık. Açın herhangi bir firmanın üretim videosunu youtube'tan, bütün gitarlar Daphne Blue, Surf Green, Shell Pink oldu artık. Sonrada sarı siteye girin, kimsenin elinde bu gitarlar yok.

Yağlı saç konusuna gelirsek, müzikle birlikte bir modada geliyor. Nasıl rap dinleyen kardeşlerimiz bol giyiniyor, şapka takıyorsa metal dinleyen kardeşlerimizde genelde saç uzatıyor değil mi? Benim anlamadığım konu ise şu, medyada ne metalci ne uzun saçlı adam kaldı. Bizim gitar kitlemiz 30 sene öncesinin modasıyla hareket ediyor.

Rahatsız olduğum şey ülkemizde gitar çalan binlerce kişinin tek bir tarza yönelmiş olması. Bu sorunun kaynağını konuşalım tartışalım diye bu başlığı açtım.
Çünkü Türk gitar kitlesinin saplantı haline getirdiği tarzı dünya 30 sene önce yedi ve tüketti. Bu tarzlar eskidi yok olsun demiyorum, diğer tarzlarında sağlıklı bir kitlede var olması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.




Böyle bir grup çıktı mesela ülkemizden. Bu grup ilk ortaya çıktığında Hayal Kahvesinde izledim bu arkadaşları. Bir kaç sene içerisinde çok popüler olacaklarını, ülkeye yeni bir akım getireceklerini düşündüm. Tam benim yapmak istediğim işi yapıyorlardı. 7-8 sene oldu piyasa çıktıkları. Grubu bilen yok. Son gördüğümde Amerika'ya taşınıyorlardı.
Şu grup Kalifornia'dan çıkmış olsa bütün hipsterları peşinden koştururdu. Bizim ülkemizde ilgi görmedi çünkü bizdeki kitle hala yeni bir metallica yada yeni bir SRV çıkmasını bekliyor.
 
Sence de çok kişisel zevkler üzerine bir eleştiri yapmamış mısın? Kaldı ki çürümüş ve müzikal anlamda hiç bir anlam ifade etmeyen türler değil bahsettiğin türler. Arabeskten falan değil metalden bahsediyorsun yahu. Bence Türkiye ve dünyada müzik uzun zamandır bir gerileme döneminde iken, özellikle de ülkemizde rock müzik türü bir alt kültür haline gelmişken gençlerin 80'ler metal müziği çalması benim açıkçası çok ama çok hoşuma gider.

Teşbihte hata olmaz derler ama senin benzetmelerin maalesef hiç yakışık almamış. Gerçi yazının sonunda toparlamaya çalışmışsın ama işte ne kadar toparlanmış tartışılır. Bu arada bir şeyi belirteyim metal müzikle de hiç aram yoktur aslında erken dönem blues a meraklı biriyimdir. Aman bana da "Dede misin ne bu dinlediklerin?" deme de bir arkadaşım gibi 🙂
 
"Ne söylesem de laf soksam" mantığıyla okursanız, yazdıklarımı anlamamanız çok normal.
Yazdığım mesajda ne kendi müzik tarzımdan bahsettim nede müzik tarzlarının birbirine üstünlüğünden bahsettim.
Açıkça, Türk gitar dünyasında tek tip bir insan ve müzik tipi olduğundan bahsettim. Dünyada son yıllarda gitara yeni başlayan gençler Indie yada Chord Melody denen tarzlara yöneliyorlar. Bu tarzlar o kadar popüler oldu ki Fender bile postlarında bu tarzları kullanıyor artık. Bu trendleri yakalamak için Ibanez AZES, PRS ise Silversky serisini çıkardı. Firmaların bu hamleleri bile piyasanın "iyi distortion yiyen" gitarlardan başka bir sounda geçtiğinin ispatı. Gitarların renk modası bile değişti. 80lerdeki sert görünümlü koyu renkli "Super Strat" modası yok artık. Açın herhangi bir firmanın üretim videosunu youtube'tan, bütün gitarlar Daphne Blue, Surf Green, Shell Pink oldu artık. Sonrada sarı siteye girin, kimsenin elinde bu gitarlar yok.

Yağlı saç konusuna gelirsek, müzikle birlikte bir modada geliyor. Nasıl rap dinleyen kardeşlerimiz bol giyiniyor, şapka takıyorsa metal dinleyen kardeşlerimizde genelde saç uzatıyor değil mi? Benim anlamadığım konu ise şu, medyada ne metalci ne uzun saçlı adam kaldı. Bizim gitar kitlemiz 30 sene öncesinin modasıyla hareket ediyor.

Rahatsız olduğum şey ülkemizde gitar çalan binlerce kişinin tek bir tarza yönelmiş olması. Bu sorunun kaynağını konuşalım tartışalım diye bu başlığı açtım.
Çünkü Türk gitar kitlesinin saplantı haline getirdiği tarzı dünya 30 sene önce yedi ve tüketti. Bu tarzlar eskidi yok olsun demiyorum, diğer tarzlarında sağlıklı bir kitlede var olması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum.




Böyle bir grup çıktı mesela ülkemizden. Bu grup ilk ortaya çıktığında Hayal Kahvesinde izledim bu arkadaşları. Bir kaç sene içerisinde çok popüler olacaklarını, ülkeye yeni bir akım getireceklerini düşündüm. Tam benim yapmak istediğim işi yapıyorlardı. 7-8 sene oldu piyasa çıktıkları. Grubu bilen yok. Son gördüğümde Amerika'ya taşınıyorlardı.
Şu grup Kalifornia'dan çıkmış olsa bütün hipsterları peşinden koştururdu. Bizim ülkemizde ilgi görmedi çünkü bizdeki kitle hala yeni bir metallica yada yeni bir SRV çıkmasını bekliyor.

Bu tip şeylerde işin arka planına bakmak da gerekir. Siz bir fotoğraf çekmişsiniz, ama bence tek bir fotoğraftan anlam çıkarmak güçtür.

Bu müziklerin arkaplanı ile ilgili bir şeyler yazacaktım önce, ama vazgeçtim. Çünkü çok daha önemli bir sorun var: Zihniyet.

Yeni bir şeyler yapacak cesarete sahip olmak, bu topraklarda makbul bir özellik değil. Ha tabii, şunu da söylemek lazım: Bahsettiğiniz grupların çoğu kendi ülkelerinde rahatlıkla bir yere entegre oluyorlar, bir piyasa var. Biz de YOK. Öyle olunca da insanlar güvence istiyor. Maddi olmasa bile, toplumsal anlamda. Metallica taklidi olmak, yeni bir şey yapmaktan çok daha güvenlidir buralarda. Metallica ve Satch özentilerinin rolünü de hafife almayalım. Özünde rockçıyız ayağına tüketim müziği yapanlardan çok daha iyi birer alternatifler yine de.

Ek olarak, shredi bir ekol veya etki olarak çok hafife almışsınız. Vaktiyle chops from hell, şu anda da Jam track central gibi sitelerin ekmek kapısı shred gitar. Kökeni 80'lere dayansa da, sanırım internet ve youtube sayesinde tekrar keşfedildi. Shred gitaristi bugün gruba ihtiyaç duymuyor artık. Bu çok büyük bir lüks. İnsanlarla birlikte bir araya gelip bir şey yapma derdine girmeden gitarınla tatmin yaşıyorsun (kelime oyunu kasıtlıdır). Bunun cazibesi müthiş zaten. Dünyada da çok baskın. 30 sene geride filan değiliz o anlamda.

Bizim gibi ülkelerde "mahallenin delisi" olmak lazım eğer o lüksünüz varsa. Vaktiyle bir ekip kurduk, jam band konsepti ile blues-rock klasiklerini çalıyoruz. 6-10 dk arası parçalar... Bir smoke on the water çalıyorduk mesela, 8-10 dk arası. Basçıya, hatta zaman zaman davula bile solo boşlukları açıyoruz. Ama tutunamadık, çünkü barların istediği gibi bir grup değildik. Bir yerden sonra çalacak mekan bulamadık. Basçı kaçtı gitti, klavyeci zaten para varsa çalıyordu:) Ülkenin hali işte. Yakın zamanda bir grupta şarkı söyleme çabasına girdim. Repertuar gönderdiler. Aynı playlist içerisinde Judas Priest, Depeche Mode, Eric Clapton, Deep Purple, Bee Gees var. Anladınız siz onu. "Çizgi" diye bir şey vardı bir zamanlar ???

Kişisel olarak aldığım ders şudur : Bu ülkenin standartlarına kafayı takarsanız, aklınızı kaçırmak işten bile değil. Tektipleşme dediğiniz şey aslında her yerde. Bu durum muhtemelen toplumsal düzlemde özgüven eksikliğinden ileri geliyor. Başkasının onayına muhtaç isen, sürünün ardından gidersin.
 
Son düzenleme:
Dünyada son yıllarda gitara yeni başlayan gençler Indie yada Chord Melody denen tarzlara yöneliyorlar. Bu tarzlar o kadar popüler oldu ki Fender bile postlarında bu tarzları kullanıyor artık.
indie dediğin müzik 1970'yıllarında Birleşik Krallık'ta yaşayan yağlı saçlı gençler tarafından türetilen bir tarz. Fender'in bunu yeni fark edip buna göre potans kullanması ecayip bir durum.
Diğer hususta şimdi birisi çıkıp burada yazsa " Sanane kardeşim. Metalde çalarım, ibanez de alırım, saçımı da uzatırım, yağlı kafa ile de gezerim. Sen mutlu ol diye yaşam tarzımızdan mı vazgeçelim " dese. Sanki pek yakışıkalmaz gibi.

Çok uzağa gitme. Bak daha dün bir genç ne post açmış. Ne soruyor HALA
 
Son düzenleme:
Sevgili @indiebindie bazı doğru sayılabilecek tespitlerin olmakla beraber olaya sığ bir bakış açısı, klişe karakterler ve basmakalıp trend analizleri ile yaklaşmışsın. Kusura bakma bodoslama girdim ama madem tartışılsın adam gibi dedin o zaman buyur görüş ve fikir sana....
İçerik dediğim gibi bazı düşünülesi noktalar barındırmakla birlikte tarz olarak 30 yıldır geyiğinden yorulduğumuz rap'çi rock'çı atışması ya da arabesk dinleyen insan değildir eziklemesi tadında kalmış yorumların.
Öncelikle Türkiye'de de muazzam kaliteli, bilgili ve işine, hobisine, ekipmanına hakim bir kitle var. Sırf şu forumda onlarca kral gibi gitarist var. Sen Akmar pasajı önünde, Beyoğlu ya da Moda tırto rock bar'ları kapısında pinekleyen basmakalıp tiplerle büyük genelleme yapmışsın. Moda olan, trend olan elbet daha göz önünde olacaktır. Keza ucuz ve yaygın olan. Ben balkondan sokağa bakarsam hmm bu ülkede otomobil piyasası Doblo üzerinde dönüyor neden insanımız iyi araba kullanmıyor dersem doğru analiz yapmış olur muyum? Bu ülkede BMW, Merso, Audi hatta uca git Bugatti bile alınıyor satılıyor.
Ayrıca senin neden ilgi duyulmuyor dediğin şeyler zaten niş olan türler. Nasıl ki klasik müzikte 16-17.yy bir referans ise, pop müzikte 80'ler, rock için 70'ler, funk vs için yine 70'ler işin zirve yaptığı düşünülen referans dönemlerse metal için de 1985-2010 arası belki öne çıkabilir. Bu dönemlere takılıp kalmakta da bir sakınca yok. Benim için Iron Maiden ilk 5 albüm, erken dönem thrash grupları, Pantera vs hala vazgeçilmezdir. Ama Leprous, Tesseract, Between the Buried and Me de dinlerim Myles Kennedy de kovalarım.
Kimin ne gitar çaldığına ise hiç girmiyorum... Ibanez çalan da bir Aristides çalan da... sonuçta bir araç gitar.
Son olarak da evet haklısın dar alanda gittikçe sıkışıyor bu kitle çünkü "piyasa" ya da "ortam" yok... hani "scene" dedikleri çünkü ülkedeki her şey gibi bu alan da daralıyor ve vasatlığa teslim oluyor.
 
Ambient ya da chord play çalmak isteseydim gider klavye öğrenirdim. Elektrik gitar çalmak istediğimiz için gidip günde metronomla saatlerce pratik yaparak shred gitar öğreniyoruz. Tame impala da gitar müziği değil bence lead synth riffleri çalıyorlar gitarla. Çok zevkler ve renkler üzerinden aşağılar tarzda yazmışsın bunlar da eskiden yağlı saçları olan benim görüşlerim.
 
İnsan dinlemeyi sevdiği müziği çalmayı sever, bunu dile getirmek bile garip yani. Eklediğiniz şarkı mesela ikinci kere döneceğim bir şey değil benim. Indie müzik nedir bilmiyorum doğrusu ama bilmek zorunda olduğumu da düşünmüyorum. Dünyaya açılmam gerekmiyor.




Niye yeni trendler yakalanmıyor derken kendi şikâyet ettiğiniz işi yapmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz bu arada. Yeni trendler niye yakalansın ki? Dünya çapında bu seviliyor diyorsunuz ama bunu neden umursamam gerektiğini geçmişsiniz. 1 Haziran'da takım elbisemle Dream Theater konserine gideceğim, saçlar yağlı ya da uzun olmaz büyük ihtimalle ama olsun o kadar da.
 
Son düzenleme:
Etrafına bir bak şehirler mimariden, estetikten nasibini almış mı? Kaç tane dünya çapında sanatçımız var? Şu memleketten Atatürk geçmeseydi Afganistan'dan hallice olacak bir toplum için çok da şey yapmamak lazım. Malzeme bu. Yapacak bir şey yok.
Ülke hakkindaki yorumunuza katilmakla birlikte, @indiebindie nin gitaristlerin tektiplesmesi uzerideki onermesini bu benzetme ile desteklemek, birbiriyle ortusen seyler degil. Keske ülke olarak gitaristlerimiz (iddia sahibinin elestirdigi) kadar ileride olsaydik.
 
Çıkarımlarınız çok güzel ama biraz karışmış gibi konu. Gitar markası modelinden çok tarz kısmına takıldım. Çünkü çok farklı tarzda müzik yapan tanıdığım ve arkadaş edindiğim kişiler var. (tabi illa büyük prodüksüyon imkanlarına sahip ya da ünlü olmuş müzisyenler arıyorsanız öyle bir şey maalesef yok. pentagram harici bulamazsınız ki o da bahsettiğiniz türden grup.) 80lerde kalmış tanıdığım da çok var ve yaptığım müziğe hala tü kaka diye bakıyorlar. Ülkemizde mathrock, progressive metal, djent v.b. modern müzikler yapan çok var ancak asla keşfedilmiyor ve desteklenmiyor. O yüzden hiç birinden haberiniz olmayabilir normal. Bu arada ibanezin çok kullanılıyor olması ucuz ve her tarza yatkınlığından ötürü diye düşünüyorum. Ben de isterim bir strandberg ya da mayones sahibi olmak ama ülke şartları malum. :)

Hatta şu isimlere de bakmanızı önerrim: Buğra Şişman, Fırat Öz, Murat Akça. Daha çok var ama şuan aklıma gelmiyor.
 
Son düzenleme:
Kişisel beğeniler üzerinden memleket manzarası tespiti yapmak her zaman riskli iştir. 2000'lerin başlarında Frontiers soundlarında melodic rock/hard rock çizgisinde işler yapacak adam aradım uzun süre. Halen de arıyorum, yok:) Bir yerden sonra meselenin memleket ile değil, benimle ilgili olduğuna karar verdim:) Ama bunu anlamaya başladığımda yaş 40 civarlarındaydı zaten:)
Yıllarca rock müzikte İngilizce kullanımını savundum. Geldiğim noktada bugün bu ülkenin rock gruplarının Türkçe müzik yapması taraftarıyım. Bu sadece toplumsal gerçekleri idrak etmekle ilgili değil, kendimi de keşfetmekle ilgili bir durum. Üst düzeyde İngilizce biliyor ve kullanıyorum, ama insanın kendi dilinde söz yazması çok başka bir deneyim. Türkçe müzik yapan rock gruplarını halen beğenmiyorum çok büyük ölçüde (istisnalar var...), ama resmen zihniyet değişikliği geçirdim. Bunlar toplumsal tespitlerden çok, insanın kendini irdelemesiyle anlam kazanacak şeyler.
 
Her ülkenin kendi iç dinamikleri farklıdır. Yurtdışı dediğiniz koca dünya da tek bir homojen gruptan ibaret değil. Biz rock müziğe, caz ve blues aşamalarından geçerek ulaşmadık. Anadolu Rockla başlayan başka bir temelden şu anki duruma gelindi. Yani biz rock müzik çalan radyo kanalından başka kanala geçince Amerika'daki gibi RnB, hip hop ya da blues, klasik rock şarkılarıyla karşılaşamıyoruz, pop, arabesk rap ve türkü, bi de ne olduğunu bilmediğim - bunların hepsinin karışımı bi şeyler çalıyor radyolarda şu an. Yani bizim değişimimizle Amerika'nın değişimlerinin, Amerikan dinleyicilerinin beklentilerinin bir olmasını beklemek çok mantıklı değil, hayatın akış hızı bile aynı değil çünkü. Amerikalıların bi lafı vardır "take my shoes and walk a mile" yani benim ayakkabılarımı giy de bi kilometre yürü, sonra konuşalım diye. Bunun gibi bi olay.

Bu arada bizim ülkemizde gençler gitar alıp çalabilsinler de hangi müziği yaparlarsa yapsınlar, halkın cep telefonunu zenginlik olarak gördüğü bir ülkede, gençlerin Ibanez alıp metal çalabilmesi desteklenecek bir durum.
 
Yorum yapan herkese saygı duyuyorum. Amacım kimseyi aşağılamak değil. Zaten aşağılayıcı bir şey de yazmadım.
Sadece kendi kitlemizi betimlediğim için kulağa ofansif geliyor diye düşünüyorum.

@barrios
Siz aslında cevabı vermişsiniz. Rock/Metal bizim için yeni değil. Bir önceki neslin bu kültürü kabul ettirene kadar çektiği bir çile var. Buna saygı duyuyorum. Adamlara satanist gözüyle bakıldığı çok olmuştur vakti zamanında. Benim dert ettiğim mevzuda tam olarak burada başlıyor aslında. O adamlar kendi dönemlerinde popüler olan ancak Türkiye'de olmayan bir tarza özeniyorlardı. (rock/metal) Kendi ellerindeki imkanlarla bir emek verdiler ve bunun sonucunda yeterli olmasa da bir rock alt kültürü oluştu ülkemizde. Ancak bu kültür o dönemde ülkemize yeni olduğu için çok şekilci bir mentaliteyle kabul gördü. Metalci olmak siyah giymek, deri mont giymek gibi algılandı. Bildiğimiz türkü söyleyen adamlar, saçları uzun diye siyah tshirt giyiyorlar diye rock müzisyeni kabul edildi ülkemizde. Şuan internet sayesinde bir değişim var. Şuan ki genç kitle hem metalin köküne sağdık hem teknik olarak çok daha doğru bilgilere ulaşabiliyor.
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bende diyorum ki şuan gitar dünyasında bir değişim var. Bu değişim ülkemize neden uğramıyor. Demiyorum ki metal çalan herkes shoegazeci olsun. Diyorum ki 1 tane bile örneğiyle karşılaşmıyorum ülkemizde. Belli ki bir yerlerde bir sorun var. Bizimde elimizden pek bir şey gelmiyor bu konuda maalesef. Anca bir forumda dert yanabiliyoruz.
 
Not: Ibanez ve Metal müzikle hiç bir sorunum yok. Ancak ülkenin gitar ve müzik bitki örtüsünün tamamen bu ikisinin kombinasyonundan oluşması ve kitlenin diğer tarzlardan bihaber olması canımı sıkıyor.

Yorum yapan herkese saygı duyuyorum. Amacım kimseyi aşağılamak değil. Zaten aşağılayıcı bir şey de yazmadım.
Sadece kendi kitlemizi betimlediğim için kulağa ofansif geliyor diye düşünüyorum.

@barrios
Siz aslında cevabı vermişsiniz. Rock/Metal bizim için yeni değil. Bir önceki neslin bu kültürü kabul ettirene kadar çektiği bir çile var. Buna saygı duyuyorum. Adamlara satanist gözüyle bakıldığı çok olmuştur vakti zamanında. Benim dert ettiğim mevzuda tam olarak burada başlıyor aslında. O adamlar kendi dönemlerinde popüler olan ancak Türkiye'de olmayan bir tarza özeniyorlardı. (rock/metal) Kendi ellerindeki imkanlarla bir emek verdiler ve bunun sonucunda yeterli olmasa da bir rock alt kültürü oluştu ülkemizde. Ancak bu kültür o dönemde ülkemize yeni olduğu için çok şekilci bir mentaliteyle kabul gördü. Metalci olmak siyah giymek, deri mont giymek gibi algılandı. Bildiğimiz türkü söyleyen adamlar, saçları uzun diye siyah tshirt giyiyorlar diye rock müzisyeni kabul edildi ülkemizde. Şuan internet sayesinde bir değişim var. Şuan ki genç kitle hem metalin köküne sağdık hem teknik olarak çok daha doğru bilgilere ulaşabiliyor.
------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bende diyorum ki şuan gitar dünyasında bir değişim var. Bu değişim ülkemize neden uğramıyor. Demiyorum ki metal çalan herkes shoegazeci olsun. Diyorum ki 1 tane bile örneğiyle karşılaşmıyorum ülkemizde. Belli ki bir yerlerde bir sorun var. Bizimde elimizden pek bir şey gelmiyor bu konuda maalesef. Anca bir forumda dert yanabiliyoruz.
Hacı abi kusura bakma ama "ülkenin bitki örtüsü" benzetmesi zaten bir küçük görme niteliği yüklenmiş bir cümledir. Bana göre.
 
Üst
AdBlock Tespit Edildi

Lütfen devam etmeden önce adblock/reklam engelleyici uygulamanızı devre dışı bırakın.

Sitemizin yazılım/donanım/servis sağlayıcı giderleri reklam gösterimleri ile karşılanmaktadır.

AdBlock'u devre dışı bıraktım    Hayır teşekkürler