Evde PC ile Kayıt...

'Müzik Teknolojileri & Kayıt Forumu' forumunda SwaLLoweD tarafından 25 Aralık 2004 tarihinde açılan konu

  1. Bugüne dek forumlarımızda, en çok üzerine düşülen konulardan birini, geçmişteki mesajlardan da alıntılar yaparak derlemeye karar verdim...

    Burada ana başlıklar olarak,
    * Bilgisayar ortamında demo seviyesinde kayıt yapabilmek için gerekli olan pc donanımı...
    * PC ortamının size sunabileceği imkanları, avajtanları, dezavantajları..
    * Sıfırdan başlanılarak genel hatlarıyla adım adım bir proje oluştururken yapılabilecekleri...
    * Derleme püf noktalarını, genel problemleri ve çözümleri...

    irdeleyeceğiz...Bu konuların her biri oldukça uzun konular olduğundan, mümkün olduğunca az detaya inerek, çok fazla marka model bahsetmeden, genel prensip ve aranması gereken şeylere değineceğim.. Yer yer, ayrıntıya inen mesajlardan alıntılar yapacağım...Zaten bu konu üzerine hem giriş seviyesi, hem orta-ileri seviye değerlendirmeler, marka-model karşılaştırmaları, başlığın devamında tartışılacaktır...
     
  2. PC DONANIMI

    PC DONANIMI

    Günümüz P4/Athlon sınıfı işlemciler ve 512 mb ram'e sahip bir bilgisayar üzerinde yarı-profesyonel ve profesyonel multi-track sequencer yazılımları demo kalitede bir kayıt hazırlayabilecek kadar imkan sunacaklardır, ancak daha geniş imkanlar ve daha az sorun için P4 3 ghz eşdeğeri bir işlemci gücü ve 1 gb ram işinizi garantiye almaktır.. Elbette donanım gücü için bir sınır yok, daha üstün sistemlerle aynı anda daha çok şeyi işleme imkanı bulacağınızdan en üstün sistemi bile sonuna dek zorlarsınız...Daha yüksek işlem gücü ve ram, sizin geri dönüşlerde sıkıntı çekmenizi engelleyecektir..

    Örneğin: Bir software synth üzerinde 5-6 çeşit dynamic processing effects ile 3 ghz bir sistemde %30 cpu gücünü emebilir.. Bunun sizin toplam çalışmanızda sadece 1 track(kanal) olduğu düşünülürse, kısa sürede cpu gücünüzün sınırına erişeceğinizi görürsünüz.. Bu durumda uygulanan yöntem, synth'in efekt uygulanmış sesini mixdown ederek, bu sesi wav formatına çevirmek ve emdiği cpu gücünü bir anda %0.1-%1 aralığına çekmektir.. Ancak bunu yaptığınızda da kanalda yaptığınız eski işlemler üzerinde bir değişiklik yapmak güçleşmekte, her değişiklikte yeniden bir mixdown yapmanız gerekmekte..

    İşte bu yüzden donanım gereksinimlerinin bir alt sınırı var ancak üst sınırı yok... Varolan her sistem kaynağını sonuna kadar kullanabileceğinizi garanti ederim...

    Şimdiye dek, makine'nin işlem gücü ve hafıza kapasitesi üzerinde durduk, oysa ki bizi esas ilgilendiren kısım, ses... Burada bizi ilgilendiren aygıt ise tabi ki ses kartı... Ses kartı seçerken kaydınızı nasıl yapacağınızı iyi düşünmeniz, hangi multitrack sequencer'ı kullanacağınıza karar vermeniz gerekli.. Örneğin; bir amfi mikrofonlayacaksanız ve odanızın akustiğini de beğeniyor, bunu da almak istiyorsanız, amfiyi aynı anda bir kaç noktadan mikrofonlamanız ve bunları aynı anda, farklı kanallara kaydetmeniz gerekli... Bu da aynı anda 2 ve daha üstü sayıda giriş, ve bir o kadar sayıda mic preamp gereksinimi demektir... Öte yandan, sürekli hardware ve software simulatörlere güvenip, hiç bir zaman aynı anda iki kanal kaydetme gereksinimi duymayacağınızı düşünüyor, sadece vokal kaydı için mikrofon kullanmayı planlıyorsanız, bu durumda tek kanal girişe müsaade eden ses kartları işinizi görecektir.. Düzgün sonuçlar için yine de bir mic preamp'a ya ses kartına entegre ya da ek bir cihaz olarak ihtiyacınız var...

    Ses kartlarının kendi saat üreteçleri ve A/D (Analog/Dijital) çeviricileri ses kalitesini en çok etkileyen unsurlardır.. Creative'inkiler gibi genele yönelik ürünler çıkaran ses kartları bu iç parçaların yetersizliğinden ötürü ses kalitesi olarak bir adım geride kalıyorlar.. Ayrıca bu tarz, üretmeye değil, dinlemeye yönelik parçalar, sesi renklendirerek daha "etkileyici" kılarken, aslında bizim kayıtlarda istemeyeceğimiz bazı dengesizliklere yol açarlar... Sb Live (emu10k1)/Audigy(emu10k2) serisi bir kart işinizi minimal derecede görür mü? Görür.. Ama iyi midir, tercih edilmeli midir? Hayır....

    Konuyla ilgili olarak;


     
  3. PC'nin Kullanımı, Avantaj ve Dezavantajları

    PC'nin Kullanımı, Avantaj ve Dezavantajları

    PC ortamında kayıt, çok ekonomik bir çözüm olabileceği gibi, aslında stüdyo ekipmanlarını bir pc'ye dijital yoldan bağlayarak halleden bir çok stüdyo da mevcut (ki bu da ciddi bir yatırım demek)...

    Bilgisayar ile kayıt'ta donanımsal olarak gücünüzün almaya yetmeyeceği bir çok synth'i modellemeye çalışan plugin'ler mevcuttur.. Benzer şekilde, analog efekt ve simulatörlerin işlemesini modellemeye çalışan ürünler de var...

    Ancak sorun o ki, bu yazılımsal modellemeler (özellikle amplifikatör, kabin simulasyonları gibi gerçeği analog cihazlar olan şeylerin modellemelerinde) gerçek aletin yerini hiç bir zaman tutmazlar... Bir modelleme ne kadar zor ise, o kadar da işlem gücünü emeceği için, sizin elinizi kolunuzu da o kadar bağlayacaktır..Bu yüzden keskin haltarını belirlediğiniz sesleri daha bilgisayara bağlamadan evvel, o sesi üretebilir hale getirmeniz gerekli... Örneğin: Bir distorted elektro gitar tonu sizin için bir kalıpsa, bunu bilgisayara girmeden evvel bunu pedallarınızdan, dijital/analog simulatörlerinizden elde ediyor olmanız muhtemelen en garanti yöntem olacaktır... Fakat şunu unutmayın, bilgisayara kayıt yaparken, mümkün olan en kuru sesi de almanız gerekli.. Bir elektro gitar için overdrive/distortion tonu ve bir ihtimal chorus uygulanmış ses, kabul edilebilir derecede kurudur... Çünkü bu efektler sizin çalım şeklinizi çok etkiler ve kaydederken bunları olduğu gibi kaydetmek istersiniz... Ancak Reverb/Flange gibi daha süsleyici, derleyici toparlayıcı cinsten efektleri daha kaydederken kullanmak, miks aşamasında elinizi kolunuzu bağlar... Zaten miks'i bir araya getirmekte bu efektlerin ayarları ile oynamanız gerekecek.. Oysa hazır kaydedilmiş bir sesin ayarlarıyla oynayamazsınız...

    Neyse konuya dönelim, bilgisayar ortamının modelleme alanında olanakları daha yüksektir, daha deneysel şeyler yapılabilir, ancak tertemiz yapılmış bir hücum kayıttaki yakınlığı, sıcaklığı modelleme yöntemi ile çok zor yakalarsınız...

    Zaten eğer bu yöntemi seçtiyseniz, bunun getirdiği imkanlardan faydalanmalısınız.. Yani yaptığınızın bir evde bilgisayar kaydı olduğunu gizlemeye çalışırsanız muhtemelen başarısız olursunuz.. Rahatsız edici derecede bir yapaylığı genel yapının içerisine oturtmaya çalışmayın, olduğu gibi kalsın demiyorum.. Uğraşın elbette ama gerçeği yapılmış şeye alternatifler üretirken bir de modelleme gibi bir yöntem uyguladığınızda, ona rakip olamazsınız... Siz kayıtta bir amfi mikrofonlamadıysanız, bir dijital simulatör tercih ettiyseniz, bu alet gerçeğinin yerini tutmayacaktır.. Dijital simulatörde başka üstünlükleriniz var, aynı anda hem bir jcm800 hem bir twin reverbü kullanabilmek gibi... Kısacası ne yaptığınız bilin, ve onu kabul edin, onun avantajlarından faydalanın.. Ancak bu şekilde farkınız olur...

    PC'de aynı anda kaydedebileceğiniz kanal sayısı ses kartınızla sınırlı olsa da, mix aşamasında kullanacağınız halihazırda kullanacağınz kanal sayısı yazılımın imkanlarına ve donanımınızın yeterliliğine (tabi sizin bu gücü ne kadar verimli kullandığınıza da) bağlıdır... Dolayısıyla vasat bir stüdyoda yapılan 16 kanal bir kayıttan daha zenginini üretebilme şansınız vardır.. Fakaat...Bu daha çok deneysel çalışmalarda işe yarayacak bir şeydir, müziğimiz tanıtmak için kullandığımız demolarda çok karmaşık, zor takip edilebilen bir kayıt istemeyiz... Bunu yerine güçlü ama sade, her şeyin seçilebildiği bir kayıt bizim işimizi daha iyi görecektir..

    Evet bir şeyi atlamışım, o da evde kayıt yaparken, bir davul başına geçmeniz, bas çalmayı bilmeniz v.s. illa ki şart değildir... Bunları midi kanalları üzerinden çeşitli software enstrümanlar sayesinde halletmeniz mümkün... Tabi yine bir gerçeklik, doğallık kaybı söz konusudur.. Programlanmış bir sample davul ya da loop, asla bir akustik davulun yerini tutmayacaktır...Gerçeğe yakınlık sağlanabilir, bu işi bilmeyen dinleyici kandırılabilir ama yine de kullandığınız yöntemi kabul edin ve onun avantajlarını kullanın ki, öne geçin derim...


    Bir PC'nin kayıt yaparken işlevi nedir?..
    * Ses kartı vasıtasıyla girdiğiniz analog sinyalleri, dijitale çevirip, hdd'te saklamak..
    * Bu saklanan kayıtları kanallar halinde organize etmek..
    * Çeşitli synth seslerini bir kaynak midi kanalından aldıgı nota, uzunluk v.s. gibi bilgilere bağlı olarak üretmek...
    * Gerek üretilen gerek kaydedilen sesler üzerinde çeşitli efektleri gerek yazılımsal gerek ses kartının imkan verdiği donanımsal işlemciler sayesinde uygulamak...
    * Bu özellikleri ile bir çok kanalı bir araya getirip, harmanlayarak size bir çıktı vermek ve bunu yine ses kartı vasıtasıyla dijital'den analog'a çevirerek size iletmek...

    Bir pc'nin kayıt yaparken ana kullanımı bunlardan ibarettir.. Bazı adımları miks, mastering aşamasında birkaç kez üst üste kullanmanız gerekebilir....

    Bunları nasıl yapacaksınız?
    * Bir multitrack sequencer edinerek: Bu sizin kayıt/miks aşamasında kullanacağınız ana yazılımdır.. Diğer yazılım parçaları hep buna bağlı olarak çalışacaklardır.. Ne yapar bir sequencer?... Siz bir kayıt kanalı seçersiniz ve ses kartından aldığı dijital veriyi hdd'e yazar.. Sonra buradan aynı anda birkaç kanalı okur.. Sizin bu kanallar arasında bir denge oluşturmanıza yardımcı arabirimleri vardır... Her kanal aynı anda çalarken, siz her enstrümanı yerli yerine oturtmaya çalışırsınız...Popüler sequencer'lar Cubase, Sonar, Pro Tools gibi yazılımlardır... Ayrıca ücretsiz olan Kristal üzerine bir yazıyı da "FREEWARE Yazılımlar" başlığında bulabilirsiniz..
    * Gerek kullandığınız sequencer yazılımın desteklediği standartta (DX/VST/TDM) plugin'leri kullanmayı öğrenerek: Bu pluginlerin bazıları real-time (gerçek zamanda) dijital sinyali işleyerek efekt uygularken, bazıları da kaynak midi kanalından okudukları bilgiye göre yoktan ses üretirler...VSTi/DXi gibi isimleri olan pluginler birer software instrument (yazılımsal enstrüman)'dır.. Diğerleri ise çoğunlukla efektör'dür..
    Sonar DX/DXi standardını ön plana çıkarırken, Cubase VST/VSTi standardını tam destekler... Çoğu sequencer yazılım, günümüzde iç çeviriciler barındırdığından, bir çok plugin türünü desteklemekteler.. Ancak yine de en az kaynağı kendi destekledikleri ana standartta kullanırlar.. Örneğin: Sonar bir DX Sequencer olarak aynı plugin'in DX sürümü ile %3 cpu gücünü harcarken VST sürümünü de kullanabilmesine rağmen %5 gibi bir güç harcayabilir... Dolayısıyla yeni plugin'ler satın alırken, yazılımınızın ana standardında olan versiyonunu seçin... Önemli plugin ürecitileri: Waves, Native instruments, TC Works gibi şirketlerdir... Bunların resmi sitelerini google'dan bularak, aslında yazılımınızla neler yapabileceğinizi bir görmenizi tavsiye ederim... Efekt'ler üzerine bilgi almak için Forumdaki sabit "Efektler Parametreler" ve "Sözlük" başlıklarına göz atabilirsiniz..
    * Diğer: Ana sequencer yazılımınıza bağlayamadığınız yazılımlarda gerekli işlemleri kaydınızla aynı tempoda yaratarak, wave formatında çıktı alabilir, ve bunu sequencer'ınıza yeni bir kanal içine import ederek kullanabilirsiniz...
     
  4. KURAMSAL BİR KAYIT

    Burada, genel prensiplerden bahsedecek olsam ve bir miks şablonu çıkartacak olsam da, aslında bu iş böyle yapılır diye bir kaide olmadığı, en iyisi budur gibi bir yaklaşım da yanlıştır ve benim de böyle bir idiiam yok.. Sadece bir rehber olması açısından, kendi şablonumu aktaracağım..

    Aynı zamanda, sequencer yazılımınızın ve ses kartı ayarlarınzın doğru olduğunu varsayıyorum, bunlar yazılımdan yazılıma, sistemden sisteme değişen sorunlar olduğundan, başlığın ilerleyen kısmında sorunlarınızı dile getirersiniz, mutlaka birileri yardımcı olacaktır...

    Bahsedeceğim projenin, forumun genel gidişatında bir davul, bir bas, bir/iki clean/overdriven gitar, bir vokal formasyonunda temel bir rock projesi olduğunu varsayıyorum...

    Giriş Ayarları* Öncelikle yeni bir projeye başlarken belirlenmesi gereken ilk şey, parçanın temposudur...Her ne kadar yazılımsal enstrümanlar (VSTi/DXi vb.) daha sonra parçanın temposunu değiştirdiğinizde buna uyacak olsalar da, kaydedeceğiniz wav dosyaları ve reel enstrümanlar yeni tempoya uyamayacaklardır... Bu nedenle en baştan yapacağınız kaydın temposunu kesin belirlemiş olmanız ve hatta parça içinde tempo değişikliği var ise, parçayı çeşitli tempo bölümlerine ayırmış olmanız gerekir... (Parça içi tempo değişikliklerinde başınızın çok ağrımaması için, VSTi/DXi 'larınızın tempo değişikliklerini doğru algılayıp algılamadığını daha önceden bir test projesi ile kontrol edin, bazı pluginler tempo değişimlerinde sorun çıkarabilirler)

    * Bir de kendinize çekeceğiniz bir ayar var.. O da şarkının trafiğini kafanızda kesin olarak oturtmak.. Belki bir intro'yu veya bir bitişi daha sonra ekleyebilirsiniz, ama şarkının orta yerine bir bridge eklerken kaydın o noktada nasıl bir anda kopup, bir anda araya reklamlar girdiğini çok acı bir ifadeyle farkedersiniz... O yüzden daha ana ritm grubunu kaydetmeye/programlamaya başlamadan kafanızda bir trafik olsun...

    Ana ritm Grubu
    * Vurmalı Ritm (Davul): Eğer davulu canlı kaydedebilecek kadar tecrübeli iseniz zaten, bu yazıyı okumanıza gerek yok, bu nedenle davulun programlanacağını varsayıyorum..

    Davul diğer enstrümanların çalım şekline direk etki edecek bir enstrüman olduğundan, kaydı ilk yapılır, bu stüdyoda yarı hücüm/kanal kayıt yönteminde de böyledir.. PC ortamında da farklı olmayacaktır...

    Davul için hazır loop'lar (ACID vb. bir yazılım ya da direk sequencer içerisinden) kullanılabilir.. En gerçekçi sesleri böyle elde etmek mümkündür, Zira zaten canlı kaydedilmiş bir davul loop'unu alabilirsiniz.. Ancak bu durumda her zaman istediğiniz ritmde ve tuşede bir loop bulamazsınız, hatta muhtemelen bulamayacaksınız, üzerinde detaylı oynama şansınız da neredeyse yoktur...Esasında loop'ların mantığı basit olarak; edindiğiniz wav dosyasını sequencer'da bir kanala import ettikten sonra, bunu kopyala-yapıştır yöntemiyle tekrar etmeniz gibidir.. Hem hız, hem kolaylık hem sistemdeki yüklenme açısından, avantajını tahmin edebilirsiniz sanıyorum..

    Diğer bir yöntem ise, davulun her bir parçasının ne noktada neye vuracağının programlanması... Bunun için bir multitrack sampler ya da birden çok sampler'a ihtiyacınız olacak... (Sampler, ayarlanan wav dosyasını programlanan anda, çalan bir aygıttır).. (Kullanacağınız şey dışardan wav dosyası almak yerine davulun parçalarının seslerine benzer sesleri üretiyor da olabilir.. Drum Synth türündeki bu yazılımlar daha uyumlu sesler üretseler de gerçekçilikleri genelde çok daha düşüktür...).. Sampler programlara örnek olarak Fruity Loops/FL Studio ya da Vsampler yazılımlarını örnek verebiliriz.. Her iki yazılım da multitrack sampler'dır ve gerek VSTi gerek DXi şeklinde sequencer ile entegre olabilirler... Artı olarak Fruity Loops'un kendi iç pattern ve playlist editörü vardır ve dışardan midi kanalı vasıtasıyla yönetilmeyi gerektirmez... (Midi ve sampler üzerine "sözlük" başlığına bakabilirsiniz)..Bu ve benzeri pluginlerden birini sequencer da projeye dahil edin...

    Davul'u programlayacağınız yazılım eğer destekliyorsa, davulun en azından benzer karakterdeki öğelerini gruplayarak birden çok kanaldan çıkış alın... (bazı VSTi/DXi pluginler birden çok kanal çıktı verebilirler) Bu daha sonra miks aşamasında davul elemanlarını ayrı ayrı konumlandırmada işinize yarayacaktır...

    İster bir kaynak midi kanalına ister bir iç pattern editöre olsun, sampler programalak aynı prensipte bir iştir... Sonuç olarak bir ölçünün içerisinde bir iç kanalın(kick/trampet v.s.) hangi anda devreye gireceğini, oraya bir nokta koyarak belirtirsiniz...

    Davulu programlarken, eğer gerçeğe yakınlaşmak istiyorsanız, bir davulcunun iki kolu, iki bacağı olduğunu unutmayıp, hangi anda neye vuracağını hesaplamaya çalışarak ilerlemelisiniz.. Benzer şekilde davulcu bir ritm tutarken, belli noktaları vurgulayarak bir akış yaratır.. Bu noktalarda "velocity/pan/ton" gibi ayarlarla oynayarak benzer bir vurgu yaratmalısınız... Özellikle uzun trampet-alto ataklarında bu vurguları öngörmek zordur, davulcu otomatik olarak o vurguları yapar, veya insanın bir deriye vuruş kapasitesi o kadardır, ama elinizdeki yazılım bunları algılamaz.. Bu noktada sizin yazılıma davulcu olmayı öğretmeniz gerekmekte...

    Parçanın intro/chorus/verse ana ritmlerini çıkardıktan sonra, bunları ard arda dizip, üzerine gitarla eşlik ederek bir kontrol etmenizi öneririm, ancak atakları, dur-kalk'ları eklemeden esas kayda girişmeyin, bunu davulun istediğiniz hissi verip vermediğini kontrol etmek için yapıyoruz...

    Ben programladığım davullarda 4/4'lük bir ölçüyü genelde mümkünse iki kez aynı şekilde tekrar ettirmem, bir iki ufak değişiklikle bir akış yaratmayı amaçlarım.. Aksi takdirde fazla monoton bir hava oluşacaktır...Bu şekilde neredeyse şarkının her bir ölçüsüne ayrı özen göstermeniz gerekir... Loop'larda olduğu kadar kolay sıyrılamazsınız işin içinden...

    Davul ataklarını fazla kullanmak, şarkının akşını çok fazla keseceği için iyi bir yöntem değildir.. Yine de sizin tercihiniz.. Ancak süsleme amaçlı olarak bunu kullanmak yerine, ana ritmde değişiklik yapmayı tercih edin derim.. Kimi yerlere bir iki ghost trampet vuruşu ekleyin, ikileme ekleyin v.s...
    Bu yeterince davuldaki monotonluğu giderecektir..

    Programlamayı bitirdiğinizde eğer toplamda gelen ses size uyumsuz geliyorsa, (Örneğin, trampet çok keskin ve önde, ziller ise, cansız ve parıltısız) sample'larınızı doğru seçmemişsiniz demektir... Kolaya kaçan kişiler, kullandıkları yazılım varsayılan drumkit'lerini kullanarak bu problemi aşabilirler.. Ancak custom drumkit yaratan, oradan buradan sample toplayanlar için problemin giderilmesi biraz daha büyük bir sorundur.. Eğer dinamik ses işleme efektleri üzerine bir şey bilmiyorsanız, işin içinden çıkmak için önce bunları öğrenmeniz gerekecek... Çünkü bu noktada en çok kullanacağınız şey compressor ve eq'lardır ("Sözlük" ve "Efektler" başlıklarına bakın)... İsterseniz, sequencer'ınızdaki VSTi a ait kanallar üzerinde bu efektleri deneyerek bir bakın, istediğiniz gibi bir uyum yakalayabiliyor musunuz?.. Eğer yakalıyorsanız, o ayarlarınızı unutmayın ve bir wave editör ile tek tek ilgili kanaldan gelen sample dosyalarının wav'larını açın ve o efektleri seslere uygulayın... Çünkü davulu dengelemek adına miksi her çalışınızda cpu'dan harcayacak kıymetli bir %10-15 gücünüz maalesef olmayacak... Sample'ların kendilerinin dengeli olmasını, bir şekilde sağlamak zorundasınız...

    Genel davul sound'u eğer size çok sert, çok köşeli geliyorsa, hiç dokunmayın, öyle olması lazım, aksine boğuk bir sound üzerine başka kanallar gelince çok arkada kalacaktır.. Önde olan keskin sesi kolaylıkla yumuşatabilirsiniz, ama yumuşak ve boğuk olan sesi daha zor keskinleştirirsiniz... Bu yüzdendir ki davulculardan kayıtlarda "vurması" istenir..

    Biz insanlar, rock müzikte her seste bir miktar overdrive isteriz aslında.. Davul da buna bir istisna değildir.. Zillere pek bulaşmayın fakat, trampet ve kick'te bir miktar overdrive size ilginç gelebilir.. Cort sesi duyulan bir trampet sample'ında overdrive'ın etkisini çok radikal değerlerde reel olarak farkedeceksiniz.. Ancak o değere kadar, sesin hissiyatının değiştiğini, vuruşların netleştiğini görebilirsiniz.. Özellikle davulun cansızlığı ile ilgili dertleriniz varsa, overdrive'ı bir deneyin... Ancak unutmayın, her overdrive plugin'inin karakteristiği farklı farklı, birkaçını denemeden vazgeçmeyin...

    Ayrıca davulun seslerinin daha uzamasını istiyorsanız, fakat reverb'ün yaratacağı uzaklaşma etkisini de istemiyorsanız anahtarınız: Compression..Çok düşük attack rate'e sahip 4:1 bir compression trampet, kick ve alto'ların sesinde bir uzama yanılgısı yaratacaktır.. Aslında sesler uzamıyor, ancak miks içerisinde kaybolan attack sonrası sesleri yükseltmiş oluyorsunuz (Daha doğrusu, attack'ı kısmış oluyorsunuz, ama çoğu plugin'in otomatik make-up gain'i olduğundan, ilk söylediğim durum oluşuyor.)

    * Bas gitar: Ana ritm grubunun diğer elemanı ise baslardır... Eğer bas gitarınız yoksa, çalamıyorsanız, bir gitar track'i kaydedip, bunun baslarını açmak size bir bas gitar sound'u vermese de, kayıttaki boşluğu azaltacaktır... Ancak amacınız bir bas öğesinin bariz olarak orada olması ise, yine ya sampler'lara ya da synth'lere yönelmeniz gerekecek, bu da ikinci bir kaynak sömürücü VSTi/DXi olarak sequencer'ınızı kastıracak demektir... Bir synth için davuldaki adımlar izleneceğinden (elbette bu sefer tek bir çıkış kanalı olacak) bunu tekrar anlatmıyorum..

    Bir bas gitarınızın varolduğunu varsayarsak, bunu line-in vasıtasıyla bilgisayara direk girmeniz yapabileceğiniz en basit şey.. Ben genelde bas gitarın, kemikli olmasını, boğlup gitmemesini sevdiğimden, line-in bir giriş benim işimi görmekte.. Ancak amfiden gelecek olan air kaybedildiğinden, bas gitarın vuruculuğu darbe yemekte.. Benim gördüğüm dijital simulatörler bu yönde bir katkıda pek bir beceriksiz olduklarından, hala direk line-in metodunu tercih ediyorum... Bas gitar tam ortadan gelmesi gereken bir enstrüman, bu yüzden onu stereo kaydetmeyi yersiz buluyorum, stereo kaydetmem şart olsa bile, bir kanalı kestirip atma yolunu tercih ediyorum.. Kayıt için sequencer'da yeni bir audio track açıp, bunu record haline getiriyorsunuz...Sonra eğer yazılım destekliyorsa oradaki vu meter, zaten sesin kaç db girdiğini gösterir.. Burada en güçlü vuruşları yapıp (hatta sağlam slap'ler) göstergeyi tavana vurdurmadan (peak) girişi yükseltebileceğiniz kadar yükseltmelisiniz.. Çünkü ses kartının zaten bir kendi iç gürültüsü vardır, sizin buna relatif olarak maksimum uzaklıkta kayıt yapmanız gerekli ki, bas gitar gibi daha sonra compression'a tabi tutulup, üstten baskılanacak bir enstrümanda gürültü sorunu yaşamayın...Eğer fazla açarsanız, peak'lerle karşılaşırsınız.. Burada ses clipping'e girecek ve üstten kesilen ses, bildiğimiz dijital distortion'a girecektir.. Bas gitarda dijital distortion istediğimiz bir şey değil... Mümkün olduğunca warm overdrive kullanılır (eğer bir overdrive isteniyorsa) bas gitarda...

    Bas gitar'ı bir hizaya sokmak, höt demek gerekli.. Aksi takdirde, dinamikleri çok değişken olan bu enstrüman miks'in içerisinde bir öne çıkacak bir arkada kalacaktır.. Bunun için compression efektinden faydalanılmalı ("Sözlük başlığı").. Compression konusunda benim bir standardım yok.. Çoğu insan "4:1, 40 ms attack gecikmesi" gibi ayarları standart koşmasına rağmen, ben bas gitara "100 ms, 14:0" gibi bol gecikmeli limiter derecesinde şeyler yapabiliyorum.. Bunun için öngörebileceğim değerler kesinlikle yok, müzik tarzını geçin, o parçanın atmosferine ve miks'in yoğunluğuna bağlı olarak sürekli oynadığım ayarlardır bunlar.. Yine de bas gitarı gereğinden fazla compress etmek bu sefer bas gitarı monotonlaştıracaktır.. Over-compress etmekten genelde kaçının... Bas için warm-yumuşak bir overdrive ara sıra başvurduğum bir yöntem... Bu hem bas'ın karakterini değiştirip, alt kısımlarını yuvarlaklaştırıp, ortalarda daha kemikli, gövdeli kılan bir uygulama, hem de overdriven ses compressed olduğu için ayrı bir hava katan bir şey... Deneyin derim...
    Davulu dinleyerek bas gitarımızı kaydettik.. Bu noktada bas gitar ve davulu bir arada dinlememiz gerekli.. Çünkü ana ritm grubunu tamamladık..

    Neye dikkat edeceğiz?
    * Bas gitar davul'un kick'leri ile aynı anlarda vuruş yapıyor mu? Yapmıyorsa, bas gitar yeniden kaydedilecek...
    * Bas gitar davul'un kick'lerini örtüyor mu?.. Eğer birinden biri seçilemiyorsa, iki kanala da birer eq ekleyeceğiz ve 50 hz-250 hz aralığında uygun gelen noktalarda birini baskın, diğerini arka plana itecek önlemler alacağız...Ben 50-60 hz civarını kick'e, 120 hz civarını bas'a ayıracak bir eq ayarı yapmayı tercih ederim.. çünkü bu bölgelerde her ikisinin de yuvarlak olması hoşuma gidiyor..
    * Bas gitar, uğulduyor (muddy) mu? 200-250 hz civarından biraz kesmek çözüm getirebilir.. Eğer bu sefer bas gitarın vurgusunun kaybolduğu gözlenirse, bas gitarın üzerinde manyetik dengesi yeniden ayarlanmalı ve bas gitar yeniden kaydedilmeli


    Eğer ana ritm grubunda istediğimiz gibi bir denge sağladıysak ve sistem kaynaklarımız tükenmeye başladıysa, Mevcut VSTi kanallarını ve üzerine efekt uyguladığımız bas gitar kanalını mixdown (Bounce) edip sistemi rahatlatabiliriz... Yok eğer durum iyi ise, VSTi kanalları koruyabilirsiniz, zira gitarlar işin içine girince ziller ve trapmetle baya bir kapışacaklar....

    Destekleyici grup:
    Ritm Gitar: Gitarı kaydederken, peak ettirmemek ama olabildiğince kayıt sesini açmak gibi prensipler zaten bas gitar ile aynı... Şimdi gelelim farklı yönüne... Gitarist'ler daime büyük bir gitar sound'u isterler.. Bunun da kaba, altlı tonlarla elde edileceğini düşünürler.. Bu yanlış değil ama çok kullanılması bütün kaydın muddy, rezalet bir şey olmasına yol açar... Burada büyüklük istiyorsak, genişlik bunun önemli bir kısmı ki işimiz pan'larla... Track'i kaydederken izleyebileceğiniz üç yöntem var... Birincisi track'leri mono kaydedersiniz... Niye track'ler? çünkü gitarın dublesini alacaksınız.. Nedir dublesi ki? Aynı gitarı, birebir aynı vuruşlarla, aynı şekilde yeniden çalacaksınız.. Bu göründüğü kadar kolay değil onu baştan söyleyeyim...

    İkincisi ise genişliğin size yettiğini düşünüyorsanız stereo ama bir kez kaydedeceksiniz...

    Üçüncüsü, genişlik size yetmiyor, stereo çıktı alıyor ama iki kere aynı ritmi aynı şekilde çalamıyorsanız, o zaman numara yapacaksınız.....

    Öncelikle ritm gitarı, overdrive/Distortion (ve gereken durumlarda wah) hariç hiçbir efekt kullanmadan kaydedeceksiniz.. Reverb e abanmak katiyen yok... Eğer sesini sevdiğiniz bir amfi/kabin simulatörünüz varsa bunu elbette kullanacaksınız...Ben genelde amfi simulatörünü sansamp benzeri bir cihaz üzerinden halledip kaydımı sadece bununla yapıyorum.. Kabin simulasyonunu ise daha sonra, kanala ekleyeceğim bir software simulatör ile yapmayı seviyorum.. Zira distortion'ın en azından bir opamp üzerinden analog üretilmesi seste benim sevdiğim bir şeyler yaratıyor.. Öte yandan elimdeki orta seviye bir iki kabin simulatörü (dijital/analog) hiç de beğenilecek işler çıkarmıyorlar.. Daha önce bahsettiğim air (havanın mikrofona çarpması) halini pek düzgün yapmayan esasında birer eq filter'dan ibaretler gibi...

    Şimdi genişlik mevzuna geri dönelim.. Gerçekten sert olmasını istediğim sesler için ben 4 tane aynı ritmden çalıp 4 tane mono kanal oluştururum..Daha sonra bunların ikisini tam sağ tam sol, ikisini %60-75 sağ sol panlarım...

    Zaten ikinci yöntem gayet açık, tek bir stereo kanaldan ibaret, bunun dublesini almak iyi bir sayılmaz, aynı şekil bir ses olacağından, pek bir genişlik sağlamaz...

    Üçüncü yöntem ise, stereo kaydedilmiş gitarın kanallarından birine 10 ms, 8 ms gibi farkedilmeyecek bir delay vermek.. Bu sesi oldukça genişletecektir.. Ancak dezavantajı gitarın sanki sadece bir taraftan geliyor, öbür taraftan sadece destekleniyormuş gibi bir his vermesidir...Delay üzerinden Dry/wet dengesi kurcalanarak bu his azaltılabilir, ancak genişlik de buna paralel olarak azalacaktır..

    Clean ritm'ler ile, Distorted ritmleri aynı kanala kaydetmeyin... İkisi farklı enstrümanlarmış gibi düşünün.. Zira distorted ritmin yaratacağı genişlik etkisi ile, clean'in yaratacağı genişlik farklı farklıdır... Keza ikisine farklı eq ayarları yapmanız gerekir.. Distorted gitarın lo-mid bölgesi muddy bir hava yaratabilecekken, Clean gitarda bu yenilen bölge size ruhsuz bir ses olarak geri dönecektir..

    Solo/Lead gitar: Ritm gitarda geçerli olanların hepsi burada da geçerli Ancak solo gitarda genişliği sağlamak için duble almak oldukça zahmetli bir yöntem, burada ikinci ve üçüncü genişlik yöntemleri uygulanabileceği gibi, üzerine bir miktar chorus vermek de sesi büyütecektir... Lead/Solo gitarda genişlik her zaman istenilen bir şey değildir.. Çoğu zaman, vokalin boşalttığı noktaya solo gitarı koymak isteriz.. Bu yüzden tam ortadan gelecek reverb miktarı ritm gitara göre biraz daha fazla, ancak genel volume ve 5 khz eq civarı daha dazla olan bir solo gitar net, rahat anlaşılır olacaktır..

    Gitarlarda nelere dikkat edelim?

    * Gitarlar miksi boğdu mu, uğulduyor mu? gitarların 250 hz altını shelf etmeyi bir deneyin.. Daha sonra lo-mid bölgesinden biraz alın..
    * Gitarlar ziller'le savaşıyor mu?
    Eğer ziller cılız ise onlara bir miktar gövde verin (hi-mid- 3 khz-6 khz aralığı).. Yok eğer gitarlar çok tiz ise (Zillerden tiz olmamalı) gitarların 7 khz üzerini traşlayın...
    * Gitarlar kuvvetli ama boğuk ve geride mi?
    Gitarların hi-mid aralığında bir miktar yükseltme yapın.. Ancak unutmayın ki, hi-mid arttırmak lo-mid'in etkisini azaltacaktır.. Gitarın altlarını kaybetmek istemeyiz.. İyi bir denge bulun...
    * Clean gitarlar çok mu etkisiz, ruhsuz?
    Bir miktar overdrive ve reverb deneyin.. Yine olmazsa, çok az miktar chorus da renk katabilir...Clean'lere lo-mid bölgesinden de destek olun...
    * Gitarların patlaması gereken bir yer var, ve o noktada şarkı yükselemiyor mu?
    Gitarlara birer duble daha ekleyin, birer kayıtlarını daha alın, 8 kanala kadar yolunuz var :)...Buna rağmen istediğiniz patlama yaşanmıyorsa, şarkının trafiğinde düzenlemesinde değişiklik yapmanız lazım.. Bir önceki gitarları palm mute ile çalmak, istediğiniz etkiyi yaratabilir...
    * Solo gitar arada boğuluyor mu?
    mid/hi-mid aralığını bir tarayın, baskın bir frekans bulabilirsiniz.. Eğer baskın frekansı bulduğunuzda bu sefer de solo gitar çok cılız kalıyorsa,
    solo gitarı sap tarafı manyetikten çalarak yeniden kaydedin ve aynı eq'ları deneyin
    * Gitarlar girişince, trampet arkada mı kaldı?
    Trampet'e overdrive verin veya miktarını arttırın...Reverb var ise, miktarıyla oynayın...

    Bu aşamada, destekleyici enstrümanlar da olaya girdikten sonra, bir reverb seçmeniz ve bunu davula, gitarlara uygulamanız gerekli.. Gitara iki çeşit reverb'ü üst üste uygulamak ilginç sonuçlar getirebilir.. Ancak parçanın geneline uygulayacağınız bir tek çeşit reverb, miksi toparlayacaktır... Reverb ü asla çok kullanmayın, Miksi çok çabuk anlaşılmaz içinden çıkılmaz bir hale getirebilen bir efekt'tir reverb... Eğer hala davul kanalları üzerinde işlem yapabiliyorsanız, Sırasıyla Trampet, hihat, chrash ve gitarlara azalan miktarda aynı reverb'den uygulayın.. Ben trampet ve hihat'ler için ayrıca bir plate reverb kullanırım, gitarlar içinse spring reverb.. Hepsini bir room reverb ile toparlarım... Ama Wet/Dry signal oranım %10 u pek geçmez.. Trampet ve clean gitarlar haricinde reverb'ü duyabiliyor ayırt edebiliyorsam o mikste reverb'ü aşırı kullanmışım demektir...

    Kick ve bas gitarda reverb ilginç olabileceği gibi, çok çok rahatsız edici bir şey de olabilir.. Bu sizin kulağınıza bakar.. Ancak unutmayın ki reverb, farklı ortamlarda farklı etkiler yaratabilen bir efekt.. Sizin miksinizi arabada dinleyen biri reverb'ü farklı algılayacak, kulaklıkla dinleyen biri bambaşka... O yüzden reverb ü ya sadece toparlamak için kullanın, ya da yaptığınızın miks'i çok kalabalıklaştıracağını ve de demo'da istenenin bu olmadığını unutmayın...

    Toparlamak amacı ile reverb kullanırken, her kanala aynı reverb'ü eklemek cpu ya gereksiz yüklenmenizi doğrur.. Zaten reverb efekti oldukça bol cpu gücü harcayan bir efekttir.. Bu nedenle sequencer'ınızda bir "Send/Effect Bus" yaratın... Buraya uygun bir reverb efekt'i koyarak sadece wet sinyali verecek şekilde ayarlayın... Bu send'in çıkışı ise, ana miksin çıktığı master kanalınız olmalı....İlgili kanallardan bu send'e yönlendirme yapın, reverb miktarını ayarlamak için send miktarını kullanıyor olacaksınız..Böylece tek bir reverb efekti kullanarak, birden çok kanalı efekte dahil etmiş oldunuz...

    Vee vokal...
    Vokal için benim söyleyebileceğim pek bir şey yok, aslında vokal için standart bir yaklaşım olduğunu da sanmıyorum... Bu yüzden ana prensiplerden bahsedeceğim ki bunlar da genel geçer kurallar değildir.

    Nelere dikkat edeceğiz?
    * Vokal genel miksin içinde küçük mü kalıyor? Vokal'in dublesini alacaksınız.. En kesin çözümü bu.. Ancak aynı parçayı aynı vurgularla aynı şekilde söylemek, ritm gitarın dublesini almaktan da zordur...

    Veya vokal kanalının bir duplicate (benzer kopya)sını alıp buna delay vereceksiniz.. Quad-Delay koyup, ilk delay'i 10 ms gibi çok kısa verdikten sonra, diğerlerini daha düşük volume ile uzatmak
    güzel bir doluluk verecektir...

    * Vokal'in ne dediği anlaşılıyor mu?
    Anlaşılmıyorsa, vokale uygulamadıysanız, compression uygulayacaksınız, uyguladıysanız, değerlerle oynayacaksınız.. Eq'dan 4-5 khz civarında bir oynamayı da deneyin..

    * Vokal'i daha açabilirim ama açmak istemiyorum, çok fazla net, önde gibi geliyor
    diyorsanız, reverb, delay gibi efektlerle onu arkaya itebilir chorus ile biraz hale yola sokabilirsiniz...Tabi ölümüne bir compression'da uygulanabilir...

    * Vokal küçük değil ama cılız geliyor
    ise, vokale overdrive ekleyin.. Sonra compress edin, gerçi canına okumuş olacaksınız ama artık cılız gelmeyecek.. Bu da işlemiyorsa, vokalin mikrofondan uzaklığını kontrol edin, daha yakın durup ağzını aça aça söylemesi daha güçlü bir vokal yaratacaktır.. Pop filter yok ise, p,k gibi sert sessizlerde vokalin kısa süre mikrofona 45 derece açı yaparak söylemesi patlamaları önleyecektir..

    * Vokal neşesiz, parıltısız mı?
    Vokale şarkıyı bir daha söyleteceksiniz.. Harmonic exciter deneyebilirsiniz ama istediğiniz kadar iyi sonuç vermeyecektir...

    * Vokal sanki farklı bir ortamda gibi mi?
    Mikrofonla kaydettiğiniz tek kanal bu ise, muhtemelen odadan gelen yankıyı almışsınız.. Ya yankıyı keseceksiniz, ya da genel miksteki reverb'ü vokal'de varolan reel reverb'e yaklaştıracaksınız.. Yine de güç bir durumda olduğunuzu söyleyeyim.. Bazen, track'i stereo kaydetmek, sonra monoya çevirmek, chorus eklemek, delay eklemek ortamları denkleştirebiliyor.. Ama oldukça raslantısal bir şey onu tahmin etmek... Durumunuza uygun bir çözümü kendiniz geliştirmek, ya da vokali yeniden kaydetmek zorundasınız...

    * s'ler bir garip çıkıyor...
    Bir De-Esser plugin kullanabilirsiniz, ya da çok büyük bir Q ile (çok dar aralıkta) tiz frekanslarda bir tarama yaparak, s'lerin saçmaldığı aralığı bulacaksınız.. Vokalinizde siblant s sorunu var ise, işiniz iş...


    Yazının dilinin giderek ağırlaştığının farkındayım, ancak böyle olması gerekiyordu.. Bilmediğiniz teknik terimleri forumdaki sözlük başlığından bakarak kontrol edebilirsiniz...

    Bu konudaki her bir noktaya çok fazla açılım getirilebilir, getirilsin de.. Şimdilik benden bu kadar...

    Bir süre sonra "üstünkörü, çok çok basit mastering" üzerine de bir şeyler yazacağım...

    Umarım yardımcı olur birilerine...
     
  5. Mastering üzerine silinen başlıklardan birkaç alıntı:


     
  6. Yazılımlar Üzerine alıntılar:


     
  7. Patron bi isteğim var. Burda soru sorulmasın ve muhabbet dönmesin sorular için buna bağlı sabit bi konu açar mısın? Demek istediğim döküman niteliği taşısın. İlerde 50-60 sayfa olunca okumak zor oluyo. Hadi kolay gelsin
     
  8. Yo hayır tam tersine dönsün.. Zaten miks ile ilgili sabit bir başlığımız var, burada konu daha çok yeni başlayanlara yönelik ilerleyeceğinden, onların sorularının burada yer alması önemli...


    Sonuçta bu başlığı, forumda sürekli başlangıç aşaması kayıt problemleriyle ilgili yeni başlıklar görmekten sıkıldığımız için açtık... Derli toplu olsun, biraz karışabileceği doğru, ben faydalı bulduğum mesajları zaten yukarıya ekleyeceğim.... Başlığın başında gerekli bilgiler daima olacak...Arada gerekince temizlik de yaparız hem...
     
  9. Bende karışmasın diye alt başlık istemiştim. Yoksa bende bissürü soru soracam. Daha önce açılmış konularda bu yüzden pek bişe anlamıyodum da. 1-2 ayda bi düzenlenirse sorun olmaz.
    Bu işleri böyle öğrenmek zor oluyo, okumuş olduğunuz dökümanlar var mı nerden öğrendiniz bu işleri. Hocası falan mı var ??????
     
  10. Selam

    Bu işten anlayan insanları bulmak çok güzel.

    Benim bir sorum olacak:

    Evde bir demo kayıt yapmayı düşünüyoruz. Ama bu işten çok fazla anladığımız yok. Sorum şudur ki: SoundBlaster Audigy LS Ses Kartı ile işe yarar bir kayıt çıkartabilir miyiz? Veya şöyle 100$ lık falan bir ses kartıyla. (en azından piyasaya sürüp , iğrenç kalitesiz olup bizi mahcup etmeyecek bir kayıt)
     
  11. Slipknot >> Bu işlerin öğretildiği bölümler var... Forumlarda bu konu ile ilgili yazılmış çizilmiş şeyler var... Şahsen ben -müzik konusunda her zaman yaptığım gibi- deneme yanılma usulü ve internetten bilgi toplamak yoluyla bir şeyler öğrendim.. Ama bu konuda çok bilgim olduğunu da iddia etmiyorum.. Zaten bu başlık da yeni başlayanlar için açılmış bir başlık.. Miksaj ile ilgili olan, herkesin ortak katılımı ile yürüyor mesela...

    Ha kitaplar falan da var evet.. Ama internet de gayet yeterli bir kaynak.. Şahsen ben arama yaparak belli konularda bilgi edinmeyi tercih ettiğimden, sürekli takip ettiğim bir site yok.. Fakat site tavsiye edecek birileri mutlaka çıkar...

    aberkcanbolat >> Creative ses kartları ile kayıt yapılabilir evet.. Ancak hem ne yaparsanız yapın, takılacağınız bazı kalite sorunları vardır, hem de çıkacak başka türlü problemlerin üstesinden gelmek için daha fazla bilgi edinmeniz gerekir.. Böyle düşük bütçeli işlerde kaydın kalitesini ekipmandan çok, kayıt yapanın bilgisi etkiler... Nerede ne kullanacağınızı bilmeniz lazım.. Bu da bol bol araştırma ile olur...
     
  12. çok amatör biri olarak şunu söleyebilirim şu an amatör kayıt amaçlı aldığım audigy2 ye boş boş bakıyorum ne zaman kaydettiğim şeyleri dinlediğimde bende mi bi sorun var da bu kadar kötü kaydediyorum diyordum nese... sorunun tamamı bende değilmiş demek ki :)
     
  13. gt6

    Elimde boss gt6 var. Sanırım onunla gitar tonlarında bir sorun yaşamam değil mi (line in girerek)
     
  14. Açıklamaların için çok teşekkürler. Ben hemen ingilizce öğrenmeye başlıyorum nereye gitsem ingilizce kaynak var. Yavaş yavaş kapacaz bişeler inş. kendinize iyi bakın
     
  15. neyi nasıl çaldığımı görmek amacıyla davul kaydetmek istiyorum bende. mixer ve davul mikrofonuna ihtiyacım olduğunu biliyorum ancak bunların hangi markaları veya hangi türleri bana uygun işimi görür o konuda bilgisizim.
     
  16. Şimdi bir kere, eğer amaç sadece pratik ise, öyle gidip ahış şahım bir takım mikrofonlar almana gerek yok... Pahalı şeylerdir, güzel mikrofonlar... İki üç mikrofonu doğru konumlandırarak, ne çaldığını algılayabilirsin... Hatta tek bir oda mikrofonu bile yeterli olabilir temiz bir odada...Bu kesinlikle kapasitif bir mikrofon olmak zorunda... Başka bir şey pek kurtarmaz...

    Davul kaydı üzerine, ayrı bir sabit başlık var, işi üst düzeyde yapmak niyetinde isen, o zaman oraya bir mesaj atıp sorabilirsin.. Ve yanlış hatırlamıyorsam, forumlarda mahcem bir kaç davul mikrofonundan bahsetmişti zamanında.. Bir arama ile sanırım o mesajlarına ulaşırsın...
     
  17. Swallowed yazını çok az okuyabildim gücüm yetmedi güzele benziyo :D

    yaw bende bi tane marshall 15dfx var ben evde kayıt yapıyordum eskiden amfi yokken.. direk line ine giriyodum pedaldan..

    şimdi amfi var amfiden line'in e girmeyi hiç denemedim muhtemelen daha yi olucaktır fakat benim niyetim amfiyi mikrofonlamak.. elimde sony'nin eski bi dynamic mikrofonu var.. bunu amfinin önüne koyuyorum :D ses çok zayıf,güçsüz oluyo kaydettiğimde.. bunun ne gibi incelikleri vardır biraz anlatabilirsen memnun olurum.
     
  18. Re: gt6

    Kendi deneyimlerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki, Boss GT-6 nın Output Select = Line konumundaki çıkışında, amfi simülatörü açıkken drive tonları dar bir frekans aralığında geliyor doğal olarak. Aslında bir çok tarz müziğin kayıdı için, üzerinde uğraşıldığında, kayıda çok yatkın tonlar ortaya çıkarılabiliyor. Ancak daha güçlü kayıt istendiğinde, örneğin amfinin kendine has bir gürlemesi vardır, amfi mikrofonlamak daha uygun bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor.

    Amfi ile beraber tonları ayarlamak daha kolay, ancak şu var ki amfi mikrofonlamak gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu. Mikrofonu koyup kaydederim ile olacak iş değil.
     
  19. Mikrofonun modelini yazabilir misin?
     

Bu Sayfayı Paylaş